Volkan Demirel Logo
18TEMMUZ 2020
Başkanımız Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’ndaki açıklamaları

Başkanımız Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’ndaki açıklamaları

Başkanımız Ali Koç, Temmuz Ayı Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda konuştu. Başkanımız, konuşmasına Kongre Üyelerimizden gelen soruları cevaplayarak başladı. Başkanımızın açıklamaları şöyle:

Konuklarımıza, üyelerimizi, bizi seyreden herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bir kez daha bu ortamda YDK yapıyoruz. Hiç yapmamaktan daha iyidir ama ümidimiz, temennimiz, arzumuz ikinci toplantımızın bu ortamda yaptığımız son toplantı olmasını ve en kısa zamanda eski normal kucaklaştığımız toplantılara bir an evvel dönebilmemiz.

Pandemi süreci boyunca FBSK’nın gerek iştirakleri olsun, gerek derneğimiz, gerek Futbol A.Ş olsun bir şekilde işlerin yürümesine katkıda bulunan bazıları her gün bazıları rotasyonla kulübümüze gelip görevini yerine getiren bütün çalışanlarımıza da huzurlarınızda camiamız adına bir kez daha teşekkür ediyorum.

Önce kongre üyelerimizden gelen soruları alalım, zaten soruların içinde bir nebze değinmek istediğim konular da var. Sonrasında kapanış konuşmasıyla toplantımızı sonlandıracağız.

SORU: "Sayın Başkanım Ali Koç ve Yönetimine bu zor günlerde yapmış oldukları fedakârca çalışmaları nedeni ile çok teşekkür eder, tüm ailem olarak sonsuz başarılar dilerim. Benim Sayın Başkanımız ve Yönetim Kurulumuzdan bir ricam olacak. Samandıra Can Bartu tesislerimizin üzerimden geçen yüksek gerilim hattının futbolcularımızı olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Lütfen bu hattın oradan daha başka bir yere çekilmesini sağlayın. Bu oyuncularımız üzerinde ki gereksiz yüklemelere ve hatta sakatlıklara bir nebze çare olacaktır diye düşünüyorum. Sizlere güveniyor ve desteğimizin hep var olacağını bildirmek istiyorum. Saygılarımla.”

Zahmet edip bizle online sorularınızı paylaştığınız için tüm üyelerimize teşekkür ederim. Öncelikle Akan ailesine sevgiler, selamlar. Desteğiniz için sonsuz teşekkürlerimizi sunarım. Bu uzun zamandır devam eden bir konu bu. Daha evvel bu yüksek gerilim hattı sahanın tam ortasından geçiyordu. Çalışanlarımız ve Yönetim Kurulumuzun çabaları sonucunda yüksek gerilim hattı başka bir yere kaydırıldı. Biraz daha uzağa, arzu ederdik tamamen uzağa gitsin ama hiç olmazsa idman yaptığımız sahanın üzerinden geçmiyor. Bu konuyu teknik arkadaşlara biraz daha irdeleteceğiz. Başka bir şeyler yapabilir miyiz diye.  Kısa vadede bu yaptığımızdan daha fazlasını yapmamız mümkün değil gibi gözüküyor. Bu konu çok fazla insanın dikkatini çekmiyor. Sizin çekmiş. Teşekkür ederiz.  

SORU: “Toplantımızın öncelikle kulübümüz ve Türk sporuna hayırlara vesile olmasını diliyorum.
1-Gelişen ekonomik şart ve içinde bulunduğumuz gerçeklere göre Dereağzında altyapı ve öz kaynak imkanlarının daha verimli kullanılması için bir hamlenin şart olduğunu düşünüyor ve öneriyorum. Ne dersiniz.
2-TFF’de Fenerbahçe’nin daha iyi temsili için olağan ya da olağanüstü kongrede müdahil olma fikrini öneriyor. Sayın Başkanın fikrini merak ediyorum.”

Vedat Bey’e de sevgiler, selamlar. Tüm toplantılara katılır, görüş ve sorularını bizlerle paylaşır. Bu ortamda da paylaştığı için tekrar teşekkür ediyorum. Birincisi aslında malumun ilanı. Türk futbolunun içinde bulunduğu finansal kriz, Fenerbahçe de buna dahil. Türk toplumun demografisine baktığımız zaman bizim er ya da geç tercihen ya da mecburen altyapıdan öz kaynaktan sporcu yetiştirmemiz gerekiyor.  Buna katılmamak mümkün değil. Söylemesi kolay gerçekleştirmesi zor. Sabır gerektiren bir süreç. Uzun vadeli süreç. Tohumların atılıp beklenmesi gereken süreç. Şunu da ifade etmek istiyorum. Bugün gerek Fenerbahçe gerekse tüm kulüpler, çok dar bir altyapıdan futbolcu tercihlerini yapıyorlar. Yaş kategorisi ne olursa olsun. Bunlar çerçevesinde ‘U’ diye adlandırdığımız 14, 15, 16 vs vs, takımlarımızı oluşturuyoruz. Şu geldiğimiz noktada FBSK altyapı takımlarında oynayan futbolcuların kalitesinin kabiliyetlerinin becerilerinin daha da gelişmiş olması gerekiyor. Mevcut tabloda, geldiğimizden beri de üstünde durduğumuz bir unsur. Bunun üstünde de çalışmalarımızı yapıyoruz. Bu çalışmalar meyve verene kadar, şunu bunu yaptık demenin pek kıymeti, harbiyesi yok. Altyapıdan futbolcu çıkıp, A takımda oynamaya başladığı zaman  sportif açıdan katkı sonra tarnsferle ekonomik açıdan katkı yaptığı zaman şimdi altyapı varmış diyorlar. Bunu gerçekleştirmek zaman alacak. Ne yazık ki, FBSK’da son 10-15 yıldaki karnemizin pek parlak olduğunu söyleyemem. Bununla beraber, bu toplantıda altyapı ile ilgili çok sorular geldi. Bunun bir sistematiğe bağlanması gerekiyor. Tek bir kulübün çabalarıyla genç bir Türkiye öz kaynaktan altyapıdan sporcu yetiştiren bir sporcu fabrikası hatta net ihracatçı konumuna gelmesi için çok ciddi yapısal değişikliklere ihtiyacmuzı var.  Hedefimiz şu aşamada hem mevcut oyuncularımızı geliştirmek, kadrolarımızı kuvvetlendirmek için başka yerlerden de transferler yapmak. Zaman zaman yapıyoruz, bazen basına yansıyor, bazen yansımıyor. Burada detaylı sistematik bir çalışma olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’deki en büyük sorun geniş bir havuzdan tercih yapamadığımız, demin de ifade ettiğim gibi. Bunun olabilmesi için Spor Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın beraber devlet stratejisi olarak çok daha küçük yaştaki çocuklara çok daha fazla, bir sene içinde belirli gün sayısı kadar futbol oynayabilecek, turnuvalar ligler düzenleyebilecek bir yapıya kavuşması gerekiyor. Bu yapıya kavuştuğumuz zaman alttaki havuz genişleyecek, bizler altyapı yatırımı yapan kulüpler, buradan daha avantajlı duruma geleceğiz. Bununla beraber iyi hocalar gerekli. Altyapıdaki en büyük sorunlardan bir tanesi hoca sayısı ve kalitesi.  Buda yapısal bir sorun. Tesisler gerekli. Yabancı sayısına birazdan geleceğiz. Yabancı sayısını 14’ten şuna indirdim deyince öz kaynaktan sporcu gelecek diye bir garanti yok. Son 10 yılda, 15 yılda 11 kere değişmiş bir sistem. Burada tesisler konusu var. Bilinç, farkındalık var. Beslenmesi, uykusu, eğitim var, lisans var. Kişisel gelişimi var. Topyekûn ele almamız gerekiyor. Mevcut şartlarda biz FBSK doğru adımları attığımızı düşünüyorum. İnşallah bu adımlar zamanla meyvelerini verecektir.

2. soru, hassas bir soru. TFF’de kulübümüzün iyi temsil edilmediğine yönelik bir soru. Bundan sonraki oluşacak kurullarda ve YK’da, Fenerbahçe’nin daha aktif olmasını işaret ediyor, Vedat bey. Seçilmeden önce de seçildiğimiz süre boyunca da TFF YK’nın oluşum şekli TFF kurullarının oluşum şekliyle ilgili endişelerimizi, itirazlarımızı ve bunun Türk futboluna verdiği zararı, hatta Türk futboluna faydası olmadığını defalarca dile getirdik. Bunu da dile getirmeye devam edeceğimiz. Şöyle ki, bu yaklaşım uzun vadede kesinlikle Türk futboluna fayda sağlamıyor. Onun adamı, bunun adamı, bu takımın temsilcisi, liyakat bazlı olmayan seçimler, kulüp bazlı olan seçimler veya iş dünyasını temsil eden futboldan uzak insanların sırf isim oldukları için YK’lara girmesinin sonuçları ortada. Biraz evvel altyapıyı konuşuyorduk, Türk futbolunun rekabetçi Avrupa kulüpleriyle rekabetçi olamaması, finansal açıdan sıkıntılara girmemiz, vs vs vs, pekçok  konuyu gündeme getirelim ama şunu söylemek istiyorum. Liyakat üzerine kurulu kurullar YK olması gerekiyor. Bir iş adamı futboldan uzak ama isim olduğu için veya daha evvel bahsettiğim gibi belediyelerde görev almış, veya başka bir kimlikten dolayı Federasyona seçilenlerin fayda sağlamadığını yaşayarak gördük. Görüyoruz ve bazen bize şunu söylüyorlar. ‘Oyunu kurallarına göre oynamıyorsunuz’ Doğru. Söz konusu bu ise oyunu kurallarına göre oynamıyoruz. Pekçok daha evvel söylediğimiz gibi bazı konular yeniden yapılandırma bunlardan bir tanesi. Genel görüş bizle paralel olmasa da zaman içinde geldiğimiz noktada bizim ne kadar haklı olduğumuzu ve bizim savunduğumuz görüşlerin neden daha fazla kulüplerin savunmaya başladığını da yaşayarak görüyoruz. Bu konuda onlardan bir tanesidir. Er ya da geç Türk futbolu bu yapısal sıkıntılarından biri olarak telaffuz etmek istediğim bu oluşumları geriye bırakıp hakikate spora katkı sağlayacak Türk futboluna katkı sağlayacak kendi alanlarında liyakat çerçevesinde seçilmiş insanlardan oluşmaya başladığı zaman hem hakemlerin performansı artacaktır, adil rekabet daha iyi sağlanacaktır. Her şeyden önemlisi, toplum halk yani taraftarlar futbola güveni artacaktır. Futbola güvenin arttığı, inancın arttığı bir ortamda yayıncı kurulu ihalesi olduğu zaman değerler de artacaktır. Bununla beraber pek çok konuda da Türk futbolu ilerleme sağlayacaktır. Dolayısıyla prensip ve ilke olarak karşı olduğumuz bu konunun bir sonraki seçimlerde de duruşumuz değişmeyecektir. Vedat bey de çok hassas bir konuya değiniyor. Bu sene FBSK olarak TFF iş adamı sorunlar, harcama limitinden tutun hakem hataları, kararlar, disiplin kararları, vs vs vs ve son dönemde bizimle kişiselleşmiş çekişmelerin ne kadar fayda sağlamadığını da Fenerbahçe’ye de direkt zarar verdiğini  görüyoruz. Oyunun kuralları er ya da geç değişecektir.

SORU: “Fenerbahçeli olarak kulübümüzün başarısı ve azmi ile gurur duymak ve Başkanım Ali Koç’un yolu açık aydın olsun. Dualarım dileklerimdir.”

Şengül hanıma teşekkür ediyorum. İnşallah hep birlikte gurur dolu başarılarımızı yaşayacağımız günleri hep beraber yaşayacağız. Kucaklaşacağız, ilgi ve alakası için teşekkür ederim.

SORU: “Dileğim dualarım tekrar eski günlerdeki gibi kucaklaşabilmek ve özlem gidermektir. Dostlarımla hasret gidermektir. Fenerbahçeli Faruk Arıtan olarak 80 yasımdayım sağlık sıhhatli bir ömür diliyorum. Fenerbahçemi seviyorum.”

Zühtü Bey’e teşekkür ediyorum bende kendisine sağlıklı uzun bir ömür diliyorum. Fenerbahçe’nin de mutlu ettiği, şampiyonluklar yaşadığımız güzel günler diliyorum. Allah size uzun ömür versin. Genel sekreterimizin dediği gibi amacımız ilk fiziki toplantımızı bu bayramda yapmak. Bayramın 4. Günü pazartesi günü şartlar elverdiği takdirde bunun üstüne bir daha basmak istiyorum. Planımız geleneksel bayramlaşmamızı alıştığımız bir ortamda yapabilmek. Belki de Zühtü beyi orada görürüz.

SORU: “Başarılı günleri sabırla bekliyorum. Dualarımız sizinle.”

Biz de aynı şekilde. Dualarınız kabul olsun. Sabrınız ve desteğiniz içinde ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum, Fethi beye. İyi ki varsınız.

SORU: “Sayın Divan Başkanım, Yakın zamanda bir televizyon programında Sayın Başkanımız Ali Koç, ‘kol kırılır yen içinde kalır devri bitti’ dedi. Buradan çıkarmamız anlamı biraz açarsa çok seviniriz.”

Selim beye de teşekkür ediyorum. O da yoğun bir şekilde katılım sağlayan üyelerimizden. Ben Fenerbahçe’de Yönetim kurulu üyesi iken 2012’de ayrılmıştım. O dönem başka bir kulübün efsane yöneticilerinden biriyle yemek yiyordum. Kendisi bana dedi ki, ‘futbol öyle bir şeydir ki,   yönetici refleksi, doğal refleks olarak yönetimden ayrıldığın zaman senden sonra gelenlerin başarısız olmasını istersin’. Ben o zaman demiştim ki herhalde bu sizin camiaya has bir şey. Bizim camiamızda böyle b ir şeyler olmaz demiştim ama iki sene içinde yanıldığımı yaşayarak görüyorum. Bu sürece girdik. Yeri ve  zamanı geldiğinde bugünlere kadar ifade etmekte imtina ettiğimiz özellikle imtina ettiğimiz bazı gerçek ve bilgileri bundan sonra paylaşıyor, olacağız. Bunu söylemek istedim. Birazcık daha kendi içimizde, kendi iç işlerimizle ilgili birazcık daha şeffaflığın gerektiğini üzülerek söylüyorum ama bunu yapmak durumundayız. Bunu ifade etmek istemiştim. Bu sürece girdik ilk adımlar Mali Genel kurulda olur. Mali kurulda çok daha detaylı gireceğiz ama bu devam eden bir süreç olacaktır. 

SORU: “Faruk Ilgaz Sosyal tesislerinin daha faal ve üyelerin sıklıkla istifade edebileceği bir konuma getirilmesini arzu ederim.”

Genel Sekreterimiz Burak Çağlan Kızılhan: Bugüne kadar hep olumlu geri dönüşler aldığımız bir tesisimiz. Hasan Cihat beyi pazartesi günü bizzat arayıp, tam olarak nasıl değişim istediğiniz istişare edeceğim.

SORU: "Sayın Başkan öncelikle iyi günler dilerim. Bilgi edinmek istediğim konular şunlardır :

1) Malum davaların bir türlü sonuçlandırılmayıp sürüncemeye bırakılması ve dolayısıyleabunlara karşı davaların açılamamasına yol açıyor. Bu durum kulübümüzü maddi ve manevi olarak etkiliyor. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum?
2) Konu Fenerbahçemizin gerçek şampiyonluk sayısıdır. Bildiğim kadarıyla her ülkede futbol federasyonlarının kuruluşları sonrası gerçekleşen organizasyonlar baz alınırken bizde bu şekilde neden gerçekleşmiyor? Bu konuyu sonuca ulaştırmak için hukuki süreci ne zaman başlatmayı düşünüyorsunuz?

Saygılar sunar, ileriki çalışmalarınızda size ve yönetimdeki arkadaşlara başarılar dilerim."

Hukuk İşlerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyemiz Fethi Pekin, ilk soruyu şöyle yanıtladı:

Öncelikle belirtmek isterim ki, malum davalar ile kast edilen Sözde Şike ve Kumpas davaları gibi ceza davaları ise bunlar amme davası olduklarından karşı dava şeklinde bir usul yoktur. Yani özel hukukun usul kurallarını düzenleyen hukuk muhakemelerinde kanunun olduğunun aksine ceza yargılamasında karşı dava diye bir uygulama bulunmamaktadır. Fakat yargılama süreci sonunda mahkemece mahkumiyet hükmü tesis edilmiş veya sorumlu bulunanlar hiç kuşkusuz cezalarını çekeceklerdir. Bununla birlikte davaların sürüncemede kalması ve kısa bir sürede çözülememesi ise maalesef hukuk sistemimizin kanayan yarasıdır. Keşke Fenerbahçe’nin veya yöneticilerin elinde bu düzeni değiştirebilecek muktedir bir imkan olsa. Maalesef ısrarcı bir şekilde talepte bulunmak soruda bahsi geçen mağduriyetin mahkemeye  uygun bir dille arz etmek dışında yapılabilecek pek bir şey bulunmuyor. Davaların bir an evvel neticelendirilmesi herkesten evvel bizim  en büyük arzumuzdur. Bu husustaki görüşümüz net olup, gerek basın gerek sosyal medya gerekse mahkeme huzurunda sürekli tekrar edilmektedir. Ancak yine de karamsar olmamak gerekir. Elbette süreç sancılıdır, gerek ben, gerek Alper bey, gerek kulübümüz avukatları gerekse dışarıdan destek aldığımız avukatlar hukukçular, hukuk çerçevesinde gereken tüm mücadeleyi fazlasıyla göstermektedirler. Bu konuda müsterih olunuz. Bu sıkıntılı karanlık günleri de atlatacak ve Fenerbahçe camiası olarak yine hep beraber aydınlık adaletli günlerde nice başarılar imza atacağız.

İkinci soruya Yönetim Kurulu Üyelerimizden Metin Sipahioğlu şu yanıtı verdi:

Öncelikle Vahe Bey’e 1959 öncesi dönemdeki Türkiye şampiyonluklarımız hakkında sormuş olduğu soru için teşekkür ederim. Fenerbahçe tarihinin en önemli meselelerinden biri. Sorunuzda belirttiğiniz gibi Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen ülkelerin hiçbirisinde ya da tamamında ülke federasyonunun bizzat oynatmış olduğu ve düzenlemiş  olduğu, ulusal olarak düzenlemiş olduğu şampiyonaların hepsi bugün şampiyon olarak sayılmakta. Bu durum maalesef ülkemizde bu şekilde cereyan etmekte. 30 yıl bu şampiyonları bizzat federasyon oynatıp da  sonrasında ‘hadi biz saymaya 1959’dan başlayalım’ denilen olgu Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen ülkelerin hiç birinde yok. Vahe beyin yaptığı doğru bir tespit. Vahe Bey bunun nedenini sormuş. Sanırım o dönem rakibine oranla açık ara şampiyonlukları bulunan takım, Türkiye şampiyonlukları bulunan takım Fenerbahçe olmasaydı sanıyorum bugün bu şampiyonluklarla çok daha önceden barışılır. Bu şampiyonluklar sayılıyor olurdu. Vahe Bey’in sorusunun  ikinci kısmına gelince Biz göreve geldiğimizde bu konunun 2 ayaklı bir konu olduğunu vurguladık. Birinci ayağı iletişimdi. İkinci ayağı da hukuki süreçlerdi.

SİPAHİOĞLU: 1959 ÖNCESİ ŞAMPİYONLUKLARLA İLGİLİ HUKUKİ BAŞVURUYU ÖNÜMÜZDEKİ SEZON YAPACAĞIMIZI ZANNEDİYORUM

2 senedir iletişim olarak çok detaylı çalışmalar yaptık. Bu şampiyonlukların neden sayılması gerektiğini örnekleriyle, argümanlarıyla ortaya koyduk. Hatta bu şampiyonlukları saydırmamak isteyenlerin tezlerinin de çürütüldüğü yayınlar yaptık. Bu yayınların faydası ne oldu? Camiamızda bu konuya hakim birçok bireyimiz, üyemiz, taraftarımız vardı ama bu yayınlarla beraber, hakimiyet çok daha arttı. Hatta sadece Fenerbahçe camiasında değil, tarafsız spor kamuoyu ve spor yorumcularının arasında da bu görüşlere katılan bu şampiyonlukların Fenerbahçe’nin hakkı olduğunu ve Fenerbahçe kadar o zaman şampiyonluklar elde etmiş kulüplerin hakkı olduğunu da yorumcular oldu. O yüzden iletişim ayağı hemen hemen amacına ulaşmış durumda. Bunun yanında iletişim demişken şunu da vurgulamamız lazım. Biz tüm iletişim stratejilerimizi 2 yıldır 1959 öncesi Türkiye şampiyonluklarımıza da yer vererek yaptık, şampiyonluk sayılarımızda hep buna yer verdik. İletişim ayaklarımız bundan sonra da bu şekilde tutarlı ve kararlı biçimde devam edecek. Hukuki konulara gelirsek, iletişim ayağı bu şekilde devam edecek dedik ama hukuki konularda da adım atma vakti Vahe Bey’in dediği gibi geliyor. Bu konuda Hukuktan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyelerimiz Fethi Bey ve Alper Bey detaylı çalışmalar yapıyorlar. Biz de onlara destek vererek dosya hazırlıyoruz. Bu dosya hemen hemen %90-95 oranında tamamlandı. Bu başvuruyu zannediyorum ki önümüzdeki sezon içerisinde hukuki anlamda yapmış olacağız. Burada önemli bir konu daha var. O dönem şampiyonlukları sayılmayan emsalsizce katledilen diyorum tırnak içerisinde, sadece Fenerbahçe değil, ülkemizin birçok farklı değerli kulüpleri de o dönem Türkiye şampiyonlukları yaşayıp, şu an sayılmama durumuna maruz kalıyorlar. Onlarla da irtibat kurduk. Bundan sonra da görüşeceğiz. Görüşmelerimiz oluyor. Zannediyorum ki biz bu hukuki başvuruları yaparken, bizimle beraber, ya da bizden ayrı olarak birçok takımda bu hukuki başvuruları yapması gerekiyor. Bu başvurular sonrasında da sanıyorum Futbol Federasyonumuz bizzat kendi kuruluşundan itibaren kendilerinin düzenlemiş olduğu 30 yıl boyunca oynattıkları ve bugün yok sayalım denilen Türkiye şampiyonluklarının hakkını teslim edecek. Hem bu takımlara hem de bu takımlar forması altında alın teriyle şampiyonluklar kazanan bugünde liglerimizin sezonlarına isimleri verilen efsanelerimizin hakları iade itibar yapılarak verilecektir. Eninde sonunda bu konu mutlaka federasyon tarafından kabul edileceğini var sayıyoruz. Çünkü bu şampiyonlukları düzenleyen futbol federasyonumuzdur. 30 yıl boyunca da oynanmıştır. Hukuki başvuru sonucunda da dediğimiz gibi hakkımızı, diğer takımların da hakkını alacağına inancımız sonsuz.  Konuya gösterdiği ilgi için Vahe Bey’e teşekkür ediyoruz.

SORU: Öncelikle şunu belirtiyorum. Sayın Ali Koç gibi bir başkana sahip olduğu için Fenerbahçe son derece şanslı bir kulüp ve Fenerbahçe üyelerini bu şanslarından dolayı özellikle çok tebrik ediyorum. Bunu öncelikle belirtmek istiyorum. Bunun dışında kulübümüzün Faruk Ilgaz tesisleri ile ilgili tekrar faaliyete geçeceği süreç için her hangi bir bilgi almak istiyorum. Teşekkür eder iyi günler diliyorum.

Soruya Genel Sekreterimiz Burak Çağlan Kızılhan’ın verdiği cevap şöyle:

Faruk Ilgaz Tesislerimiz kademeli olarak pandemiden sonra restoranlarını ve özellikle havuzunu 10 Temmuz tarihi itibariyle açmıştır. Özellikle yazın kongre üyelerimizin rağbet gösterdiği dışardaki restoranımız şu an için açıktır. Sadece kapalı restoranlarımız pandemi süreci nedeniyle şimdilik kapalı tutulmaktadır. 10 Temmuz Cuma günü itibariyle hem Dereağzı’ndaki   havuzumuz hem de Faruk Ilgaz tesislerimizdeki havuzumuz açılmıştır. Üyelerimizin bir gece önceden online olarak yapmış olarak rezervasyonlarına binaen kullanımlarına hazırdır.

SORU: Avukat Münir eski dönemde Ali Şen hukuk kurulu başkanıydım. Geçen Online toplantıda söyledim başkanla da konuştum eksik olmasın aradı beni Vefa beyinde sınıf arkadaşıyım. Fenerbahçe’de bir filarmoni orkestrası kurulması talebim var. Bu talebi kulüpten her hangi bir ücret almadan yapmak istiyorum. Bir ekibim var bütün dünyada büyük kulüplerin hepsinin bir filarmoni orkestrası vardır. Ayrıca bu Fenerbahçe için müthiş bi kültürel etkinlik olur medyaya yansır. İyi günler diliyorum.

Münir Bey’le telefonda görüşmüştük. Yüz yüze görüşecektik henüz gerçekleşmedi. Sevil Hanım belki siz Münir beyle görüşürsünüz. Kendisinin iddiası Kulübümüze kültürel açıdan çok fayda sağlayacak maliyet açısından hiçbir şekilde yük getirmeyecek, bir oluşum yapabileceğini telefonda ifade etti. Onu değerlendirmenizi sizden rica ediyorum.

SORU: “Dünya markası bir kurumun temsilcisi olan sayın Ali Koç'un Fenerbahçe gibi sefası da cefası da çok olan bir kulübün başında olması bizi mutlu ediyor. Ancak gün geçtikçe ağırlaşan ekonomik koşullar, Fenerbahçe için de geçerli. "Taşıma su ile değirmen dönmez" atasözümüz her zaman kafalarımızda olmalı. Sağ olsun başkan büyük fedakarlık yapıyor. Ama nereye kadar. Altyapılardan yukarılara oyuncu çıkartamazsak, işimiz bugünden daha zor. Sayın Başkan Ali Koç'a oy verdik, güvendik, destekliyoruz. Kötü günler geride kalsın. Fenerbahçe yine zirvedeki yerini alsın. Selamlar ve sağlıklı günler. Not. Geçen online divan toplantısında ısrarla üzerinde durduğum kırmızı yasağı kaldırılmalı. Bu konuda Sayın Ali Koç'a yanlış bilgi sunuldu galiba. Yasak var.”

Cengiz beye katılımı için tekrar teşekkür ediyorum. Kırmızı yasağı ile ilgili biz soruşturduk. Yok. Bayrağımızda var, armamızda var. Herhangi bir yasak yok. Genelde taraftarlarımız arasında kırmızıyla maça gelmeyin gibi bazen yazışmalar olabiliyor. Bu remi bir görüş değil. Cengiz bey resmi anlamda yasak olduğunu ifade ediyor, bunu bize gösterebilirse, bizde gerekli müdahaleleri yaparız. Desteği için Cengiz beye teşekkür ediyorum. Düşünceleri için.

BAŞKANIMIZ MALİ KONULAR HAKKINDA BİLGİ VERDİ

Fenerbahçe cefası da sefası da çok olan bir kulüp. Cefası da sefası da gururla sahiplenip, onurla taşınacak gerektiğinde ise uğruna düşünmeden fedakarlık yapacak bir kulüptür. Biz böyle gördük. Bu büyüklüğü böyle yaşadık. İnşallah bizden sonraki jenerasyonlarda aynı şekilde devam ettirirler. Evet taşıma su ile değirmen dönmez. Finansal konulara dikkat çekiyor. Altyapı çarelerden bir tanesi ancak pek çok çare gerekiyor.  Kulübümüzün finansal durumu diğer kulüplerin finansal durumu birkaç tanesi istisna olmak kaydıyla bugün çok sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Kendi konuşmamda finansal konulara girecektim yeri gelmişken, burada girmeyi düşünüyorum. Büyük kulüplerin derdi ise daha büyük. Zaten halihazırda sıkıntıda olan bir sektör ‘deniz bitti, deniz bitti’ diyoruz denizin nasıl bittiğinin pek detaylarına girmiyoruz. Bununla beraber pandeminin etkisi, yeni sezonda maçlar nasıl olacak, kombine satacağız, bilet satacağız, loca satacağız, bizi ney bekliyor? Yayıncı kuruluşla sıkıntılar yaşıyoruz. Gazetelere yansımaya başladı. Geçen sene indirim istemişlerdi. Bir seferliğe mahsus indirim yaptık.  Bu sezon hem pandemi indirimi istiyorlar. Hem de sonraki sezonlarda tekrar müzakere edip, indirime gitmek istiyorlar. Çok kabaca şöyle söyleyeyim. Dolar ve TL ödemelerini yan yana koyduğunuz zaman şartnameye göre yayıncı kuruluşun 3.1 milyar TL ödemesi gerekirken, yeni rakamları 1.7’lere kadar indiği ifade ediliyor. Tabi biz Kulüpler Birliği olarak bu süreçlerin kısmi içinde tutuluyoruz. Tam ne oluyor, ne olmuyor, onu da bilemiyoruz. Yayıncı kuruluşunda önümüzdeki sezon ne yapacağı belli değil. Vergiler, 15’lerden %40’lara çıktı. Bunun üstüne stopaj iadesi  belirsizliği, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Başkanımız Aziz Yıldırım’ın da etkisi olduğu devrimsel bir karar çıkmıştı. Stopajlar 6 ya da 7. gününde tamamen iade ediliyordu. Bizler de bunları amatör şubelerimizde kullanıyorduk. Bizim için can suyu idi. Bu ocak ayı itibariyle kalktı. Yerine ne gelecek henüz belli değil. Çok iyi işleyen sistem kaldırıldı. Yerine gelecek sistem, stopaj iadesi nasıl olacak? Halihazırda sıkıntıda olan kulüplerimizin finansal durumları son dönemde yapılan bazı değişiklikler pandemi etkisiyle yayıncı kuruluşun belirsizliği de çok daha büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmak üzere. Bunların çözümleri var mı? Var. Bu çarenin oluşabilmesi için her zaman ifade ettiğim gibi çıkarlarımızda sorunlarımız da ortak. Bilhassa büyük kulüplerin bu reçeteyi beraber geliştirip devletimizin de desteğiyle uzun vadeli istikrarlı sürdürülebilir, gerçekçi anlamda da uygulanabilir bir plan yapmak mümkün. Bu planı yaparken devlet desteği olması gerekiyor. Bunlardan birine devletimiz geçen sene yeniden yapılandırma ile başladı. 250 milyona kadar kulüplere destek olundu. Bazı şartlar getirildi. Biz o zaman bunun 5 yıllık bir çözüm olmayacağını, mevcut yapılandırmanın çare olmadığını ifade etmiştik. Aradan aşağı yukarı bir sene geçti, geldiğimiz noktada tekrardan yapılandıra gerekliliği ortaya çıkmıştır. Biz FBSK olarak bundan yararlanamadık. Anlaşma sağlayamadık. Muhtelif sebeplerden dolayı.  Detayları Mali Genel kurulda anlatacağım. Geldiğimiz noktada da bizim yapılandırma yapmadan hayatımıza devam etmemiz söz konusu değil. Taşıma suyla değirmen dönmez, bu süreçteki yapılanları, atılan adımları hafife alan hatta kıymetsiz gibi göstermeye çalışanlara bir kez daha ifade etmek istiyorum. Borcumuzu arttırmadan, bir kısmını indirerek, kulübümüzün %80 gelirleri kulübümüze gelmediği bir ortamda buraya kadar yüzdürdük. Bizim içinde artık daha fazla gitmek mümkün değil. İnşallah önümüzdeki haftalarda, aylarda; sezon başlamadan bu soruna bir çare buluruz.

SORU: “Değerli başkanım, size olan güvenim ve inancım sonsuz olmakla birlikte, artık şampiyonluk yaşamak istiyorum. Gelecek sezon bunu başaracak bir kadro için ne gerekiyorsa yapacağınıza eminim. Sonsuz sevgi ve saygılarımla başarılar diliyorum.”

Ahmet beye teşekkür ediyorum. Duygularını ne demek istediğini de gayet iyi anlıyorum. İnşallah hep beraber başaracağız.

SORU: “Sayın Başkan, içinde bulunduğumuz sıkıntılı koronavirüs günlerinde umarım Fenerbahçe Yönetim Kurulu olarak hepinizin sağlığı yerindedir. Değerli Başkan, bildiğiniz gibi 2011-2013 yıllarında TFF Yönetim Kurulunda, Milli Takımlar ve Futbol Gelişim Direktörlüğünden sorumlu üye olarak görev yaptım. Sizin de birçok konuşmanızda değindiğiniz gibi Fenerbahçe Altyapısı olarak Benfica ve Sporting Lizbon gibi birçok kulübü örnek alabiliriz ancak o kulüplerin ekosisteminde yani çevrelerinde kümelenmiş ve çocuk futboluna hizmet eden yüzlerce altyapı kulübü var ve söz konusu kulüplerin çoğu 5 yaş grubundan itibaren çocuklara senede 300 gün futbol oynama imkanı verirler, böylece Sporting Lizbon ve Benfica gibi kulüpler de yılda 300 gün futbol oynamış yüzbinlerce çocuk içinden en yetenekli olanları kendi altyapılarına alırlar. Ekosisteminde 5-6 yaşlarından itibaren sürekli futbol oynayan yüzbinlerce çocuğa erişimi olmayan bir kulübün altyapısını üst düzey kulüpler seviyesine getirmesi imkansızdır diyebiliriz. Fenerbahçe Kulübü’nün yüzbinlerce çocuğa futbol oynatmasını bekleyemeyiz ama Fenerbahçe Dernekleri, Fenerbahçe Kongre Üyeleri, sosyal medyadaki Fenerbahçeliler ve Fenerbahçeli işadamları olarak 5-6 yaş grubuna yönelik ve Kadıköy’den başlamak üzere çok sayıda altyapı kulübü kurabilir, anaokullarına ve ilkokullara futbolu sokabiliriz. Sayın Başkan, müstakbel Sportif Direktörümüz Sn. Emre Belözoğlu gibi dünyanın en değerli futbolcularının futbola başlama yaşları 5-6 yaşlarına inmiştir ve o yaşlardan itibaren çocuklar yılda 300 gün futbol oynuyorlar. Altyapı kulüpleri, anaokulları ve ilkokulları da kapsayacak bir “Çocuk Futbolu Projesi” geliştirilmesi için ilk meşaleyi yakmanızı ve nüfusu Portekiz’den 1,5 misli büyük olan İstanbul’un Kadıköy’ünden başlayarak Fenerbahçe’yi Avrupa’da ses getirecek düzeye Fenerbahçeli Türk çocukları ile yeniden taşımanızı rica ediyoruz.”

Selim Bey’e teşekkür ediyorum. Selim Bey uzun bir süredir altyapı gelişimi için ciddi bir mesai harcamakta. Yurt dışı örneklerini incelemekte. Bizlerle de istişare etmektedir ve söylediklerine hak vermemek mümkün değildir. En çarpıcı konu da Portekiz’den 1,5 misli büyük İstanbul diyor. Oralardan çıkıyor ama bizden sporcu çıkmıyor. Bu yapısal bir sorun. Devlet stratejisi olmalı. Bunu hep söylüyorum. Türkiye futbolunun gelişmesi, Avrupa ile rekabetçi hale gelebilmek, aranın kapanması, futbolcu fabrikası olmak, net ihracatçı olmak için bir devlet stratejisine gerek var. Bütün paydaşların içinde olacağı, altına imza atacağı bir stratejiye ihtiyaç var. Milli Eğitim Bakanlığı ve Spor Bakanlığı’nın müşterek çalışarak havuzu genişletmesi gerekiyor. Nasıl kulüplerimizin mali anlamda bu hale gelmesi bir günde ya da bir sezonda olmadığı gibi altyapı için de aynı şeyler geçerli. Bunun kurtulması, değişimin ve dönüşümünün yapılması da bir günde olmayacaktır. Bir iki kulübün bireysel mücadelesi de olmayacak. Topyekun ele alınması gereken bir konu. Bunu Spor Bakanlığı’nın yaptığı çalıştayda da Fenerbahçe Spor Kulübü olarak ifade etmiştik. Kendimizle ilgili bir sıkıntıyı dile getirmek istiyorum. En büyük hayalim de bu sıkıntıyı giderebilmek. Bu sıkıntı da Fenerbahçe Spor Kulübü A Takımı ile altyapı takımları fiziken birbirinden o kadar uzak ve ayrı ortamlarda ki o aradaki köprü de ne yazık ki kurulamıyor. Hayalimiz, amacımız ve bu doğrultuda da çalışmalarımız var. İyi çalışmalarımız var. Samandıra ve Dereağzı’nda olan faaliyetleri ortak bir yere taşıyabilmek istiyoruz. Fenerbahçe Akademi dediğimiz zaman en küçük takımdan A takıma kadar aynı imkanda, aynı ortamda, aynı havayı soluyan bir ortamı yakalamak durumundayız. Arzu ettiğimiz altyapı başarısını sağlayabileceksek bunun için girişimlerimiz var. İyi de gidiyor. Kaynak da bulmak mümkün. Böyle bir akademiye ismini vermeye razı Fenerbahçeli iş insanları da var. Yeter ki arazi işini halledelim. Sonra da neden olmasın bunu 1 sene içerisinde yapmak çok da hayalperest değil. Er ya da geç bunu yapmak zorundayız. Biz olalım veya başkaları olsun yapmak durumundayız. Bugün Fenerbahçe Spor Kulübü Altyapı dediğimiz zaman 1,5 sahada işlerini yürütüyor. Bu diğer kulüpler için de çok farklı değil. Bu kadar köklü, bu kadar toplumsal etkisi ve imkanı olan kulüplerin bu kadar kısıtlı, sınırlı tesislerde başarılı olması söz konusu bile değil.

SORU: “Eski yönetimimiz 1998 yılında görevi devir aldıktan sonra bilindiği gibi aradan 3 sene sonra futbol şampiyonluğu gelmiştir. Yeni yönetimimiz büyük bir borçla ve sıkıntılarla kulübün başına gelmiştir. Özverisinden dolayı başta Başkanımız ve yönetimine şahsım adına teşekkür ederim. Kimsenin elinde sihirli değnek yok. Camiamızdan sabırlı olmasını, başkanımızın da dediği gibi güzel günlerin, Fenerbahçe armasının hak ettiği yerlere geleceğine inanıyoruz. Değerini çok iyi biliyoruz. Başka Ali Koç yok.”

“Sadık Bey’e de desteği ve sözleri için teşekkür ediyorum. Özellikle şuna teşekkür etmek istiyorum. Sabrı, olgun yaklaşımı, hedeflerimizin neler olduğunu görmesi, bilmesi; ancak  bunları söylerken de içinde bulunduğumuz şartları da göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapması bizler için çok önemli. Sağ olun, var olun. Evet, kimsede sihirli değnek yok. Evet, iki yılda bizim de yanlışlarımız ve zaman kaybımız oldu. Hedef, niyet, arzu ve çabalar da kesinlikle göz ardı edilemez. Siz de bunu bu şekilde gördüğünüz için teşekkür ediyorum. Evet, sabır diyorsunuz. Biz de bunu daha önce ifade etmiştik. Belki ilk yılımız bu kadar sıkıntılı geçmeseydi, bu iki yılı sabır ve dönüşüm için geçirecektik. Ancak ikinci yılda başarılı olmamız gerekir diye bazı hamleler yaptık. Bunları yaparken yaşadığımız sıkıntılar, krizler, talihsizlikler, şanssızlıklar bir sürü yapısal reformu da yavaşlattı ya da erteledi. O yüzden sabır kelimesini de dile getirdiğiniz için Sadık Bey’e teşekkür ediyorum.”

SORU: “İyi günler, öncelikle toplantının başarılı geçmesini dilerim. Kulüp Başkanımız, Yüksek Divan Kurulu Başkanımız ve Yöneticilerimize pandemi dolayısıyla göndermiş oldukları hediye için teşekkür ederim.

1-Kulubün eski bir üyesi olarak, gözlemlediğim kadarı ile geçmiş yönetimden gelen adama iş politikasından dolayı Fenerbahçe ve şirketlerinde çok fazla eleman çalışıyor. Öncelikle, Sayın Burhan Karaçam Bey bu konuyu bankadan iyi bilir. Norm kadro uygulamasına geçilmeli ve uygulanmalı…

BİZE KARŞI OLAN MEDYA KURULUŞLARI PANDEMİ SÜRECİNDE YAPTIKLARIMIZDAN BAHSETMEDİ

Camia olarak pandemi sürecini çok başarılı atlattığımızı, doğru işler yaptığımızı, bazı şeyleri yaşayarak öğrenmemize rağmen önlemler almakta, iş gücümüzü doğru kullanmakta ve yardım etme konusunda çok iyi işler yaptığımızı düşünüyorum. Çalışanlarımıza, 65 yaş üstü kongre üyelerimize, taraftarlarımıza ve İstanbul Valiliği’nin yaptığı kampanya ile ihtiyaç sahibi ailelere 33 bin koli dağıtmasıyla bence bir spor kulübü olarak elimizden geleni yaptık. Bu işleri çok fazla pazarlamıyor ve anlatmıyoruz. Kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Kamuoyunun takdiri de basın ve medyadan gördüklerinden oluşuyor. Sağ olsun sistematik olarak bize karşı olan bazı medya kuruluşları bu kulüplerin yaptığı faydaları, çabaları sıralarken hiçbir zaman Fenerbahçe Spor Kulübü’nden bahsetmediler. Yani 30 koli o yollamış, 50 koli o yollamış, 1000 koli bu yollamış ama bizim yaptığımız çalışmalar göz ardı edildi. Sağlık olsun. Artık bu duruma alışmaya başladık. Burada emeği geçen herkese de teşekkür ediyorum. Futbol A Takımımıza teşekkür ediyorum. İnisiyatif kullandılar.

Çok kişinin çalıştığı konusunda Hasan Bey’e yüzde 100 katılıyorum. Bizim ilk hedefimiz verimli organizasyon. Ondan sonra da doğru rakamlara ulaşmak. Sporcuları çıkardığımız takdirde, sporcular derken de ücret alan sporcuları, aşağı yukarı teknik kadro da dahil olmak üzere 1203 kişi çalışıyor. Bu 1203 kişi ya da 1200 kişilik bir iş gücü diğer kulüplerle karşılaştırdığımızda biraz yüksek. Buna da katılıyorum. Bazı konuları tercihen, bazı konuları mecburen yapmak zorundayız. İçinde bulunduğumuz finansal sıkıntıları da göz önünde bulundurduğumuz zaman ister istemez doğru yapılanmaya gitmek durumundayız. İnsan Kaynakları bazında çok güzel işler yapılıyor. İnsan Kaynaklarımızı sayı olarak yüksek tutuyoruz. Çalışanlarımızın memnuniyeti, bağlılığı, bu tarz konulara azami vakit harcanıyor. Tarihimizde ilk defa işçilerimiz sigortalandılar. Tamamlayıcı sağlık sigortası aldılar. Bir sürü eğitimler, oryantasyon programları alınıyor. Buralarda iyi işler yapılıyor ama bu da aynı altyapı gibi. Burada yapılan iyi işlerin neticesi zaman içerisinde alınıyor. Hasan Bey’in görüşlerine aynen katılıyorum. Çalışan sayımız için Erol Bey’in liderliğinde planlarımız hazır. Ancak ne yazık ki pandemi sürecinde bu planları da bir şekilde yavaşlatmak durumunda kaldık.

2- Altyapıdan, A kadroya oyuncu gelmemesinin saha içi ve saha dışı etmenleri bulunmaktadır. Futbol altyapı oyuncuları fizik olarak ne kadar yetenekli olursa olsun, antrenmana ve maça çıkana kadar, günümüz koşullarında 1-aile eğitimi 2-gıda eğitimi 3-okul eğitimleri eksik ve istenilen düzeyde olmadığı anlaşılmaktadır. Talep gelirse altyapı sorumlusu Tahir Karapınar hocaya bu konuları daha detaylı anlatabilirim. (04.07.2020 tarihli sözcü de Aram Markaroğlu’nun yazısını da okudum. İlavelerim olabilir.)

Bu konuyu bir nebze cevapladım. Çok doğru söylüyor. Aile eğitimi, gıda eğitimi, okul eğitimi, uyku düzeni, beslenme vs. bunların bütünsel açıdan ele alınması gerektiğini söyledik. Daha fazla bu soruyu cevaplamayacağım ama not alın lütfen. Tahir Hoca ile Hasan Bey’i buluşturalım. Belki faydası olur. Akıl akıldan üstündür. Görüşlerini alalım.

3- Yayınına son verilen Fenerbahçe Dergisi ve gazetesi konusunda ne yapılabilir? Biliyorsunuz ki, Fenerbahçe Gazetesi’ni Atilla Bartın çıkartıyordu. Yayın hakları kulüpte kalmak şartıyla yeniden Fenerbahçelilere sunulabilir mi?

Fenerbahçe Dergisi’ne karar verdik. Hem maliyetler hem de içinde bulunduğumuz dijital gerçeklikler açısından çağın gerekçelerine ayak uydurarak artık önümüzdeki aylarda dijital ortamda Fenerbahçe Dergisi’ni paylaşacağız. Fenerbahçe Gazetesi de gelir gelmez incelediğimiz unsurlardan bir tanesiydi. Hukuk denetimine katıldı. Atilla Bey Fenerbahçe Gazetesi’ni çıkartıyordu. Fenerbahçe’nin imkanlarını kullanarak Fenerbahçe Gazetesi’ni kullanıyordu. Fenerbahçe ismini kullanarak Fenerbahçe Gazetesi’ni çıkartıyordu. Ancak Fenerbahçe Spor Kulübü’ne hiçbir maddi katkısı, bu isme kullanma veya bu derginin çıkması için bir sürü maliyetlerin kulüp tarafından karşılanması söz konusuydu. Buna gerek olmadığını düşündüğümüz için kendisiyle yaptığımız görüşmeler sonucunda devam edemedik. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ismini kullanacak kişi kim olursa olsun bunun hukuki şartları ve bedeli vardır. Bunlar karşılanmıyordu. Dolayısıyla kulübümüze katma değer değil; kulübümüzün imkanlarını da kullanıyordu.

4- FB TV yayınlarına gelince, İhsan Topaloğlu ayrıldıktan sonra FB TV’nin başına birilerinin tavassuttu ile getirilen Sayın Tunç Elibol’un beklenen atılımı yapamadığı için geçmiş yönetim kalitesinin altına düşmüştür. (113 yıllık kulübün bilgi birikimi ve deneyimine sahip olmadığı izlenimini vermekte, yukarıda belirtiğim üzere adama iş verilmiştir.) FB TV deneyim kazanma yeri değildir. Şu anda, FB TV spordan çok magazin ağırlıklı yayın yapan kanal izlemini vermektedir. Ayrıca bir yayın kurulu oluşturulmalıdır. Sorularımı cevaplandırdığınız, görüş ve düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkürlerimi sunarım.

Enteresan bir soru. Birilerinin tavassutu ile geldiğini söylüyor. Birilerinin karar vermesi lazım. Çünkü çalışanlar gökten inmiyor. Bu değişime ihtiyaç olduğunu düşündük ve değişimi yaptık. Hasan Bey’in bu konudaki görüşlerine katılmıyorum. Çok magazin ağırlıklı olduğunu söylüyor. Bence Fenerbahçe Spor Kulübü’nün FB TV’si ki kulüpler arasındaki ilk televizyon kanalıdır. Rakiplerimizin kanallarından kat ve kat öndedir, liderdir. Hatta artık bir tane rakibimizin kanalı kaldı. Başka kanal da kalmadı. Magazin olmadığına dair birkaç bilgi paylaşmak istiyorum. Şubat ayına kadar devam eden sezon içerisinde kadın voleybol, A takım, altyapı, basketbol altyapı maçları olmak üzere tarihimizin en fazla canlı yayınını yaptık. 119 maç canlı yayınla, bugüne kadar yapılan canlı yayınlar arasında en fazla ki şubat ayına kadar olduğunu söylüyorum. Haftalık 46 programımız var. Her izleyiciye, her segmente hitap edebilecek programlarımız olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçemizin tesislerinin bulunduğu her yerden, yapılan her etkinlikte Fenerbahçe Televizyonu orada hazır bulunuyor. Bu arkadaşlar çok büyük bir kadro olmamasına rağmen her yere yetişiyorlar. 23 Nisan, 3 Mayıs, 19 Mayıs derken pandemi sürecinde ulusal kanallar bile bant yayın yaparken; bu arkadaşlar stüdyolarda gelip işlerini yaptılar. Canlı yayınlar yaptılar. İşlerini aksatmadan, özveriyle çalıştılar. Kanalımız tarihimize altın harfler yazdıran takımlarımızın, futbol, basketbol, voleybol gibi unutulmaz maçlarını sık sık yayınlıyorlar. Bu hatıraları diri tutuyorlar. FB TV unutulan ya da küstürülen efsanelerimize gereken saygıyı tekrar kazandırdı. Bu nedenle de camiamızdan pozitif geri bildirimler alıyoruz. O yüzden bu konuda Hasan Bey’e katılmıyorum ama Tunç ile buluşmasını istiyorum. Kendisini daha iyi bilgilendirmek açısından. Belki bizim göremediğimiz şeyler vardır. Akıl akıldan üstündür. Hasan Bey ile Tunç Elibol’u kaynaştıralım.

SORU: Şanlı Fenerbahçemizin eski şaşalı günlerine dönmesini diliyorum. Divana ve Sayın Yönetim kuruluna saygılar. Yaşa Fenerbahçe.

Yaşa Fenerbahçe. Biz de aynı duygulara sahibimiz. Size teşekkür ediyorum. Fenerbahçe’nin en iyisini yaptığı, başarılı olduğu günlere de hep birlikte geleceğimizden şüphemiz yok.

SORU: Sayın Başkan, yıllardır Koç Obradovic ile birçok başarılı sezonlar yaşadık. Şu ana kadar yaptığınız transferler ise bize yakışan kalitede olduğunu düşünüyor musunuz?

Mehmet Bey’e teşekkür ediyorum. Basketbolu ne kadar seyrediyor bilmiyorum. Buraya nasıl geldiğimiz konusunda yakışan mı demek istiyor yoksa kadro yapılanması mı? Tam anlayamadım. Obradovic’e tekrar teşekkür ediyoruz. Bize ne başarılar yaşattı, ne mutluluklar tattırdı… Hem basketbol dünyasında hem de Fenerbahçe dünyasında efsane bir hoca. Tabii ki onun gitmesini kimse istemiyordu. Bizim için travmatik bir durumdu. Kalması için uğraştık ama sonuçta burası Fenerbahçe Spor Kulübü. Biri gitmek istiyorsa da bir yere kadar mücadele edersiniz. O da çok istiyordu.  Habertürk’te de detaylarını anlattım. Kalacak intibası vardı ama aynı zamanda ailesiyle ilgili bazı konulardan dolayı da 1 yıl çalışmamayı ifade etti. Söz verdiği gibi de başka bir yerde çalışmayacağını söyledi ve çalışmıyor. Ona bize yaşattıkları için bir kez daha teşekkür ediyorum. 30 milyon dolarlık bütçelerden 18-20 milyon dolara indik. İnmek zorundaydık. Mecburen indik. Ancak buraya nasıl geldiğimize, niye inmek zorunda kaldığımıza da iyi bakmak lazım. Bugün basketbol şubemizin açığı, futbol şubesinin açığının yarısı kadar. Hocamızla ayrıldık. Yeni yapılanmamıza yardımcı oldu. Sağ olsun. Onun da görüşlerini aldık. Ondan da ricamız olmuştu. Bu süreç içinde bana sorarsanız Obradovic’in yerini doldurmak hiçbir kulüp için kolay değildir. Zaten ayrıldığı kulüpler de ayrıldıktan sonra sıkıntılı dönemler yaşamıştır. Ancak bununla beraber bana sorarsanız Başkan Vekilimiz Semih Özsoy ve Maurizio Gherardini, 15 günlük süre içerisinde müthiş iş çıkardılar. Basketboldan anlayan insanların kabul göreceği, heyecanlanacağı ve kendi alanında marka bir ismi, başarılı bir ismi çok kısa zamanda kulübümüzün başına getirdik. Pek çok insana sürpriz oldu; beklemiyorlardı. Ancak burada çok iyi iş çıkarttık. Hocamızla beraber bu üç ayaklı yaklaşım, Cenk Renda’nın ifade ettiği gibi kadro yapılanmasını yaptı. Sonuçlandırmak için bir iki adım daha kaldı ama geçmişe nazaran rakamlara baktığımız zaman bence maliyet ve performans açısından yapabileceğimizin en iyisini yaptığımızı düşünüyorum. Sahada bunu göreceğiz. Önümüzdeki günlerde de basketbolla ilgili genel konulara Semih Bey değinecek. Televizyonda açıklamalar yapacak. O zaman bunları daha detaylı şekilde kamuoyu ile paylaşma imkanı olacak. Bir kez daha eski hocamız Obradovic’e teşekkür ediyorum. Yeni hocamız Igor’a hoş geldin diyorum. Yeni transferlerimize hoş geldin diyorum. İnşallah Avrupa’da marka olan Fenerbahçe Basketbol takımı aynı şekilde yolunda yürüyecektir.

SORU: Sayın Ali ve Vefa başkanlarım, bugünkü Yüksek Divan Kurulu Toplantımızda benim dile getirmek istediğim birçok konu olmasına rağmen, ben bugün yine tek bir konu üzerine odaklanacağım. Teklifim üzerine Yüksek Divan Kurulu üyelerine 25. yılı doldurduklarında verilmesini sizin de uygun gördüğünüz, özellikle son bir yılki toplantılarımızda ve karşılıklı görüşmelerimizde de kabul edip uygun olduğunu belirttiğiniz ve hatta Ali Bey’in, belgeyi vermekte gecikmenize istinaden, son toplantımızda yaptığı özür konuşmasına rağmen, hala, bugün bu konunun sonuçlanmamış olması karşısında artık ne diyeceğimi bilemiyorum... Verilen sözler tutulmalı, eğer tutulmayacaksa da hiç verilmemelidir.

Zafer Bey sizden rica ediyorum artık bu konuyu gündeme getirmeyin. Arkadaşlar çalışmayı yaptı. 2 bin 261 kişi bu kategoriye giriyor. İlk dağıtacağımız sizin de ismini olan ki siz 25 yıllık değil; 37 yıllık üyesiniz ama sertifikalar hazırlandı. İlk aşamada 915 kişiye dağıtılacaktır. Vefa Bey’in arzusu çerçevesinde YDK Başkanlığına geldiği tarih olan 2014’ten itibaren 25. yılını dolduran 915 kişiye ilk etapta bu sertifikalar dağıtılacaktır. Size özellikle bir tane yollayacağım çünkü siz bu gruba girmiyorsunuz. İmkanım olursa şahsen gelip takdim edeceğim.

SORU: Sayın Başkanım, Fenerbahçemizin son iki yıldır ligde başarısız sonuçlar alması hepimizi derinden üzmektedir. İki yılda takıma 30 futbolcu transfer edilmesine rağmen takıma katkı sağlayan 2-3 futbolcu hariç (Gustavo, Ferdi gibi) hiçbirisinden verim alınamadığı takımın aldığı sonuçlarla bellidir. Hal böyle iken, az bütçeli mütevazı Anadolu kulüpleri genç, yetenekli futbolcuları az paralarla transferler ederek, verim sağlamakta ve bir iki sene sonrada yüksek transfer ücretleriyle satmaktadırlar. Bizlerin de neden genç, yetenekli, Fenerbahçemize verim sağlayacak mevkilerine nokta transferler yapamıyoruz? Bu yıl transfer politikamız nasıl olacak?

YÜKSEK TRANSFER ÜCRETLERİ HİÇBİR KULÜP İÇİN SÖZ KONUSU DEĞİL

Mustafa Bey’e de görüşlerini paylaştığı için teşekkür ediyorum. Takım yapılanmamızda özellikle önceki sezon transferlerinden gereken verimi alamadığımız konusu gayet doğru bir konu. Doğru bir tespit. Buna hiçbir karşı görüşümüz yok. Bu yıl ise takımımız daha kolektif, daha iyi bir profilde olmasına rağmen bazı kırılma noktaları yaşadık. Doğru hamlelerle bu kırılma noktasından çıkamadık. Takımımızdan kaynaklanmayan etkenler de dahil her şeyi bir araya koyduğumuz zaman 20. haftada sezonun en büyük şampiyonluk adayı gösterilirken, şampiyonluk yarışından koptuk. Bunu buradan açık bir şekilde belirtmem gerekiyor. Türkleştirme politikasını iki senedir düşünüyoruz. Bu sene de aktif bir şekilde planlamaya soktuğumuz ve ondan sonra da TFF’nin sürpriz bir şekilde bizlerle paylaştığı yabancı sayısındaki rakamlara baktığımız zaman bizim kesinlikle daha fazla Türkleştirmemiz gerekiyor. Bir gerçek daha var. Artık bu sektör çok büyüdü. Rakamlar büyüdü. Ne yazık ki çoğunlukla yabancı futbolcular, hepsini katmak istemiyorum çünkü haksızlık olur, bizde de yüreğini koyup oynayanlar var ama kontrat için mücadele etmek, arma için mücadele etmenin her geçen gün önüne geçiyor. Halbuki Türk futbolcularda gördüğümüz zaman bu aidiyet duygusunu daha fazla işlemek mümkün. Verdiğimiz yanlış kararlar ve dolayısıyla yaptığımız transferlerde yaşayarak ki keşke hiç yaşayarak olmasaydı ama ders aldık, tecrübe kazandık. Ekonomik şartlarımız da her anlamda bizi kısıtlıyor. Biraz sonra TFF ile ilgili konuşurken harcama limitlerinden de bahsedeceğim. Burada ne yapacaklarını bilmiyorum ama devre arasında bizim transfer yapmamamız için her şeyi yaptılar. Bu sene de aynı tutum içinde olurlarsa bu sefer işler birazdan farklı olur. Onu da şimdiden ifade etmek istiyorum. Artık yüksek transfer ücreti vermek hiçbir kulüp için söz konusu değil. Onun için akıllı, maliyet ve performans açısından bakmamız gerekiyor. Gerek Emre Belözoğlu ile yaptığımız çalışmalar, gerek teknik kadroyla, gerekse de ilgili Yönetim Kurulu Üyeleri ile yaptığımız çalışmalar çerçevesinde iyi bir portföyümüz var. Pandemi finansal açıdan sıkıntılar yaratıyor ama fırsatlar da yaratacak. Bihassa bizim gibi kiralama yolunda giden kulüpler açısından pandemi bize fırsat transferleri de yaratacaktır. Mali Genel Kurulu’na geldiğimiz zaman bu konulara hem transfer sezonun başlamasına 3-4 hafta olduğu için orada daha net bilgiler verebileceğim.

SORU: Sayın Başkan ve sevgili Divan Kurulu Üyelerimiz, 3 Temmuz olayları döneminde üzüntülü ve sıkıntılı bir Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda söz alarak Sayın Aziz Yıldırım başkanın ‘ülke elden gidiyor’ demesi üzerine bu haykırışın simgesel bir özellik taşımasını sonsuza kadar iletilmesini ve Cumhuriyet değerlerinin, Atatürk ilkelerinin korunması görevini üstlenmek üzere heykeli bir abide dikilmesini önermiştim. O dönemde gerçekleştiremediğimiz teklifi kutlama ve anma törenlerinin yapılabileceği mutlaka kulübümüzün tapulu bir arazisi üzerine inşa edilmesini bir daha arz ve teklif ediyorum. En derin saygılarımla.

Kadir Bey’e teşekkür ediyorum. Önerinizi de son derece yerinde, doğru, enteresan ve mümkünse de gerçekleşmesi gereken, kendi tapulu arazimizde bir öneri olarak alıyorum. 3 Temmuz, hepimizin kırmızı çizgisi. Samimi bir şekilde Fenerbahçe’yi destekleyen, kalbi Fenerbahçe için atan herkes için bir kırmızı çizgidir. 3 Temmuz, ülkemizin başına türlü çoraplar örmüş, büyük zararlar vermiş hain örgütün Fenerbahçe’nin sarı lacivert duvarına çarpmasıdır. O dönemki başkanımız Aziz Yıldırım’ın kahramanca sergilemiş olduğu liderliğinde, camiamız eşi benzeri olmayan bir duruş sergilemiştir. Başkanımız ‘ne şikesi, memleket elden gidiyor’ sözünü söyleyerek zamanın çok ötesinde bir tespitte bulunmuştur. Topluluğumuz ülkemizin de o zaman anlamayanlar da şimdi bizimle aynı noktaya geldi ama bu hainliği anlaması için kıvılcımı kendimizi korumak, kendimize sahip çıkmak için o dönemde bütün devletin rüzgarını, medyayı arkasına almış, en heybetli, en ihtişamlı döneminde; bizler camia olarak yalnız kaldığımız bir dönemde bu örgütle başa çıktık. Bundan sonraki bütün bu örgüte karşı olan tepkilerin de fitilini ateşlemiştir. Başkanımız Aziz Yıldırım da yaptığı büyük fedakarlıklar, dik duruş, bu kulüp için hapis yatmasıyla Fenerbahçe’nin zihninde unutulmaz bir yere sahiptir. Öyle de olmaya devam edecektir. Çekilen çilelerin, çabaların, cefaların, verilen mücadelenin boşa gitmemesi ve anlam kaybetmemesi için en önemli olanı bu mahkemelerin, duruşmaların bir an evvel sonuçlandırılması; bizden sonra gelecek olan nesillere de bu yaşanılanları unutturmamaktır. Bu anlamda baktığımız zaman da önerinizi son derece yerinde buluyorum. Bu tarihi sözleri bir alanda belki arkadaşların yapacağı çalışmalar çerçevesinde tarihleştirmemiz bizim görevimizdir diye düşünüyorum.

SORU: Sayın Divan Kurulu Başkanım, Yönetim Kurulumuz ve Divan Kurulu Üyelerimiz saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Kulüp olarak gelecekte başarılarımızın çok iyi olacağını görüyor; çalışmaları ve gayretleri dolayısıyla Başkan ve Yönetim kurulumuzu canı gönülden kutluyorum. Futbol, basketbol ve voleybol bütün sportif branşlarda çağ atlayarak başarılı, örnek bir kulüp olacağımıza inancımız sonsuzdur. Dereağzı ve altyapı futbolcularımız için kalacak yer, ayrıca altyapıdan sorumlu yöneticilerimiz, hocalarımızın çalışmalarını kutlamak gerekir. Bütün Fenerbahçelilerin ve Fenerbahçe üyelerinin aynı düşüncede olduğunu düşünüyor ve Fenerbahçe’ye gönül vermiş olanların mutlu olması için bazı çalışmalar yapması inancındayım. Faruk Ilgaz Tesisi’ndeki uygulamalar, restoran hizmetleri çevremizde bulunan yelken kulübü, GS kulübü restoran fiyatları alkollü ve alkolsüz içki fiyatları hepsinde bizden çok çok ucuz hatta alkollü içkiler %100’ü buluyor. Restoranlardaki yemek çeşitleri diğerlerinde daha fazla daha güzel sizlere soruyorum siz hangisinde yemeği tercih edersiniz. Kulüp üyesi olarak %10 indirimi var ancak fiyatlar çok abartılı. Ayrıca Faruk Ilgaz Tesislerine ait soyunma odaları ve havuz civarı temizlik ve hijyene dikkat edilmeli. Ayrıca çevremizdeki tesisler eylül ayında full kapasite çalışırken, restoranlar dolup taşarken bizim tesisimiz erkenden boşaltılıyor. Çok düşük kapasite ile çalışılmaktadır. Diğer sosyal tesisimizin açılması için rica ederim. Korona nedeniyle bütün camiaya sağlıklar diliyorum.

Soruyu Genel Sekreterimiz Burak Çağlan Kızılhan cevapladı:
Toplantıdan önce Faruk Ilgaz Tesislerimizden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyemiz Sertaç Komsuoğlu ile de konuyu istişare etme fırsatım oldu. Faruk Ilgaz Tesislerimiz, kulübümüz  tarafından işletilmemektedir. Türkiye’nin önde gelen markalarından biri tarafından ve yüksek standartlar çerçevesinde hizmet vermektedir. Tesisimiz de pandemi sonrasında etap etap restoranlarını açmaktadır. Üyelerimize özel indirim uygulamaları sağlamasına rağmen işletmeci firmamızla hafta içi tekrar görüşeceğiz. Tesisimizde yer alan ve bakım isteyen noktaların yenilenmesi hususunda da en kısa sürede gerekli çalışmaların yapılması için toplantı öncesinde de teknik ekibimizden ricamız oldu. Takibini yapıyor olacağız.

SORU: Muhterem hazerun saygı ve sevgi sunuyorum. Futbol A takımımızın 2 yıldır istenilen performansı gösteremeyişi seslendirilen bu takımla bu kadar klişesi söylemine itiraz ediyorum. A takımımız kaliteli oyunculara sahiptir. Üst düzey transfer yapılmasına gerek yoktur. tek eksikleri hedef gösterecek ve kendilerini yönetebilecek bir teknik direktördür. Takım geçici hoca Tahir hocanın bile olumlu dokunuşlarıyla peş peşe puan almaya başladı. Tahir hocanın gelecekte futbol alt yapısının başına getirileceği söyleniyor başarılı olmasını tahmin ve temenni ediyorum. Bu suretle altyapıdan filizlenen yeteneklerin bir an evvel diğer kulüplere ve liglere gönderilmesini ihtiyatının Fenerbahçe A takımına yükselme felsefesine dönüşeceğini umut ediyorum. Yerli bir hocayı piyasasındaki rakipleri yıpratabilir diye düşünüyorum. o yüzden gelecek sezon yabancı bir hocanın tam yetkiyle ve bana göre arada teknik menajer olmadan emanet edilmelidir. Şimdiye kadar kulübümüze balkan ülkelerinden gelen hocalar hep başarılı oldular. Başkanımız Sn. Ali Koç un kullanılabilir kredileri halen bir ölçüde devam etmektedir. Kulüp tarihinin en önemli başkanlarından biri olan Sn. Aziz Yıldırımın susma hakkını kullanıyor olması da bir nevi destektir. Mali sorunlarla boğuşan yönetim kredibilitesini yükseltmek için başarıya ulaşmak zorundadır. Muhterem Fenerbahçeliler Volkan Demirel ve Emre Belözoğlu son zamanlarda ön planda resim veriyorlar şuanda Volkanın kaleci antrenörlüğüne layık olduğunu düşünüyorum. Lider yapılı ve üst düzey Emre’nin 1 yıl daha futbol oynaması gerektiği fikrindeyim. Tekrardan sevgiler saygılar sunarım.

Köksal Bey’e her zamanki katkıları için teşekkür ediyorum. Değerli görüşlerini bizlerle paylaştığı için müteşekkirim. Başarılı ve görkemli günlere geri dönmek hepimizin arzusu. Bunun için de futbol yapılanması konusunda çalışmalarımız titiz bir şekilde devam etmektedir. Sezonun bitmesiyle de tüm adımlar netleşecektir. Yaptığımız hamleleri de paylaşabileceğimiz en kısa zamanda paylaşacağız. Tabii bu çalışmalar biraz sonra anlatacağım pek çok konu gibi hep son dakikaya bırakılmış çalışmalar. Bu konu 2 senedir mevcuttu. Ama bizim amacımız ilk önce altyapıyı kuvvetlendirmek, altyapıda A Takımda oynayabilecek seviyeye gelebilecek futbolcular için düzeni yerleştirebilmek, kullanabildiklerimizi A Takımda kullanamadıklarımızı da bu bahsettiğim B Takımda kullanmayı düşünüyoruz. Bununla beraber ismini burada telaffuz etmek istemediğim ama görüştüğümüz, ortak bir şekilde futbolcularımıza nasıl yararlanabiliriz çalışmalarını yaptığımız kulüpler var. Üzülerek şunu söylemek itiyorum, bunu başka kulüpler yaşıyor diye tahmin ediyorum; tecrübe kazanmaları için alt liglere yolladığımız gençlerimiz o kulüplerin tam malı olmadıkları için her zaman arzu ettiğimiz süreleri almamaktadırlar. Bazı anlaşmalarda süre mecburiyeti koyduklarımız vardır ama bizim için önemli olan bu oyuncuların gittikleri yerlerde yüzde 50’nin üzerinde futbol oynayabilmeleri ve kendilerini gösterebilmeleridir. Burada biraz sıkıntı yaşıyoruz. Futbol A.Ş.’de yüzde 15 oranında bir halka arz düşünüyor musunuz? Futbol A.Ş. halka arz diye ele almayalım ama finansal yapımızı daha güçlendirebilmek için elimizdeki bütün alternatifleri değerlendirdiğimizi Bekir beye iletmek istiyorum.

SORU:
Sayın Başkan ve Değerli Yönetim Kurulu Üyeleri,
Sn. Ali Koç başkanlığa aday olduğunda camiada esen heyecan rüzgarın altında yatan en önemli etken, başkanın vizyoner bakış açısı ile yönetme alışkanlıklarını Kulübümüze taşıyacak olması idi. Çünkü dünyada örneklerini gıpta ile izlediğimiz sürdürebilir sportif başarıları elde eden ve ekonomik bağımsızlığını kazanmış kulüpler arasında olmak tüm FB’lerin hayalidir.
Kongre döneminde ipuçlarını verdiğiniz Fenerbahçe Futbol Disiplini için 3 adet soru hazırladım:
1. Futbol Şubesi için kısa ve uzun vadeli stratejimiz (önümüzdeki 1 yıl ve +3 ve > ) nedir? Bu kapsamda yaptığınız stratejik planın ana hatlarını FB’ nin senatosu olan Divan Kuruluna aktarmanın faydalı olacağını ve işinizi kolaylaştıracağına inancım tamdır.
2. Kısa ve uzun vadeli planlarınıza dair aksiyonlar nelerdir?
-Örneğin altyapı/özkaynaklar ile başarı ve katma değer yaratmak ve her yıl belirli sayıda genç oyuncunun A takıma kazandırılması vb.
3. Türkiye’de ve yurtdışında yetiştirme misyonu olan kulüpler ile ortak projeleriniz var mı? Bu kapsamda yurtdışında Fenerbahçe B Takımı oluşturulması ve oyuncu rotasyonu konusunda fikriniz nedir?

Atilla beye teşekkür ediyorum kapsamlı sorusu için. Atilla beyin tezdinde de bizleri bu göreve layık gören camianı tüm üyelerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Her şeye rağmen bugüne kadar göstermiş olduğunuz destekler için ayrıca şahsım ve yönetim kurulum adına teşekkür ediyorum. Aslında Atilla beyin sorduğu sorular içinde bu göreve gelirken ortaya koyduğumuz plan, program, vizyon, yapmak istediklerimiz ana hatlarıyla yer alıyor. Altyapı, kendi kaynaklarımıza yani özümüze dönme, doğru zamanda en doğru bütçelerle doğru kararlar alıp takım kurulumumuz ve bu doğrultuda yapmak ve uzun vadeli bir takım oluşturma olgusu yatmaktadır. Şimdi bunlar söylemesi kolay, gerçekleştirmesi zaman alan unsurlar ve belki de saha sonuçları bilhassa ilk sezon ve ikinci sezonun da ikinci yarısında böyle olmasaydı bu yapacağımız yapısal dönüşümler sizler tarafından daha fazla algılanabilecek, daha fazla sabır gösterilecekti. Aslında yapmak istediğimiz devrim. Anlayış devrimi. Biz istediğimiz noktalara getiremedik. İki yılda A Takımımızın bel kemiğini, omurgasını oluşturamadık. Bunu oluşturabilmeliydik. Dolayısıyla doğal olarak beklediğimizden fazla değişimler oldu. Şimdiki amacımız yani üçüncü sezonumuzda tüm olumlu olumsuz şartlara rağmen ana amacımız bu omurgayı oturtmak ve bundan sonra ilerleyen süreçte ki bunu bu sezon için arzu ediyorduk, yapamadık, artık en fazla 3-4 transfer yapan bir konuma gelmek. Ana omurgayı da Türklerle güçlendirmek istiyoruz.
Bizim 2 tane sıkıntımız var. Bir tanesi Finansal Fair Play. Zaten UEFA’dan gelen bir sıkıntı. FFP çerçevesinde sattığımız kadar alabiliyoruz. Dolayısıyla bonservise ne harcayacağımız satacağımız oyuncularla paralel. Bu sene kimleri satacağız kimleri satamayacağız bilmiyorum. Bazı oyuncularımıza ilgi, alaka, teklifler var. Bunlar çerçevesinde bonservis için ne kadar cephaneliğimiz olacak belli olacak. Bunun dışında kiralama ve bonservisi olmayan oyunculara odaklanıyoruz. Tabii bonservisi olmayan oyuncu bizi aldatmasın. Bir de imza parası diye bir konu çıktı. Bu konuda da belki bonservis diye UEFA’nın matematiğine girmiyor ama cebimizden para olarak çıkıyor. Konuştuğumuz hocalar şunu soruyorlar; ‘Benden ne istiyorsun? Önümüzdeki sene şampiyonluk mu istiyoruz yoksa 2-3 sene sonra sürekli başarı getirecek bir takım mı kurmamızı istiyorsunuz?’ Biz de şu cevabı veriyoruz; ‘Paralel düşünmek durumundayız.’ Paralel düşünmek durumundayız derken de büyük bir cephaneliğimiz olmadan. Bazı hocalar diyor ki önümüzdeki sene için her bir kuruşumuzu harcayalım. Bu bir görüş. Paralel görüşte olanlar da var. Nasıl olacağını zaman içinde sizlerle paylaşılacak bilgilerle göreceksiniz. Bizim ana hedefimiz yaş ortalamasını, maaş bütçesini indirmek. Omurgayı oluşturmak. Türklere odaklanmak. İçinde bulunduğumuz finansal sıkıntılardan dolayı ne yazık ki bonservissiz oyunculara odaklanmak yahut da kiralayarak ilerleyebilmek ve pandemi fırsat transferleri doğuracaktır. Altyapı, altyapı… Burada da bir altyapı sorusu var. Altyapıda kısa vadede en önemli amacımız takımları kuvvetlendirmek. Bunun için de transferler yapıyoruz. Bir kısmını duyuyorsunuz, bir kısmını duymuyorsunuz. İkinci aşama hocalarımızı kuvvetlendirmek. Üçüncüsü de mümkünse 12 aylık bir zaman dilimi içinde tesislerimizi hem altyapı hem A Takım beraber çalışacağı bir yere getirmek. Bunu yapmanın iki yöntemi var. Bir tanesi Samandıra’daki tesislerimizi genişletmek. Samandıra’nın etrafına baktığımız zaman hemen önünde bir site var. Ama sitenin sağında da solunda da devletin muhtelif kurumlarına ait parseller var. Bu parselleri büyütüp sahayı arttırmak, oyuncuların kaldığı binayı büyütmek gibi opsiyonlara da çalışıyoruz. İkinci alternatif de yeni bir yerde bu işi yapmak. Yeni bir yerde yapabilirsek hem devletimizden alacağımız destek hem Fenerbahçeli iş insanlarımızda alacağımız destekle finans tarafında bir sıkıntı görmüyorum. Burada en önemli olan doğru araziyi alabilmek. Türkiye’nin futbolunun içinde bulunduğu bu ortamda inanıyorum ki bakanlığımız ve ilgili bakanlıklar bizim gibi kulüpleri cesaretlendirecek, teşvik edecektir böyle bir akademiyi kurmak için.

İlk geldiğimiz günden beri arzumuz, hedefimiz. Demin altyapı kısmını, B Ligi kısmını anlattım. Önümüzdeki sezon inşallah bir takımımız daha olacak federasyon elini çabuk tutup belirleyebilirse. Burada önemli olan Almanya’da, Portekiz’de ikinci bir takım. Portekiz ikinci lig, Almanya üçüncü lig. Bu vizyon olarak güzel ama imkanlar çerçevesinde yapılan bir şey. İmkanlarımızın ne kadar kısıtlı olduğunu sizlerle paylaştım. Kısa vadeli plan demeyelim ama orta ve uzun vadeli planımızın bir parçasıdır.

SORU: Sayın Başkanım,
Başkan seçildiğiniz Genel Kurul öncesi yapmış olduğunuz konuşmalarda yer verdiğiniz "Barış olmadan başarı olmaz. Fenerbahçe’nin en büyük gücü taraftar bütünlüğü ve aidiyet duygusu… Fenerbahçe'nin en heybetli dönemleri bir olduğu dönemler. Fenerbahçe'nin en büyük gücü, en büyük avantajı taraftarı ve eşi benzeri görülmemiş birlik duygusudur." sözlerinizi çok önemsemişimdir. Camianın bütünleştirilmesi, Büyük Fenerbahçe’nin belki de mali durumundan daha da önemliydi. Başkan olmanızın hemen ardından camiamızın çok büyük bir bölümü sayenizde bütünleşti. Öyle ki; ligi ikinci bitirmiş bir takımı yuhalayan, protesto eden taraftarımız, sizin döneminizin ilk sezonunda, tarihimizin en kötü sezonunu geçirmemize rağmen, her maçta tribünleri tıklım tıklım doldurarak eşine az rastlanacak bir duruş sergilediler. Feneriumlara hücum ettiler, Kombinelerimiz karaborsaya düştü. Şahsınızın Fenerbahçemize vermiş olduğunuz maddi katkılardan daha da önemlisi; kaybolmaya yüz tutmuş Fenerbahçelilik ruhunu camiamıza geri kazandırmış olmanızdır. Sizi bu katkılarınızdan dolayı kutluyorum. Artık beklentimiz, bu katkılarınızın Fenerbahçemize yakışır bir şekilde sportif başarı ile taçlanmasıdır. Bu ruh kaybedilmediği sürece sportif başarıların geleceğine inanıyorum.
Sayın Başkanım
Bir büyük beklentimiz de kulübümüzün efsane Başkanı Sayın Aziz Yıldırım’la bir araya gelerek Fenerbahçemiz için yan yana durabilmenizdir. Bu konuda gerek size, gerekse efsane Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım’a Yüksek Divan Kurulu Toplantımız vesilesiyle barış çağrısı yapıyorum. Tüm kırgınlıklar bir kenara bırakılmalı ve Fenerbahçe için bu sağlanmalıdır. Fenerbahçemizin geleceği için bunun bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum. Ölümünden hemen önce Efsanemiz, Lefter Küçükandonyadis’i ailemle birlikte Büyükada’da ziyaret etme fırsatını bulmuştum. Sohbet sırasında söz konusu Fenerbahçeyse geriye kalan teferruattır demişti Lefter Abi. Gün ayrışma günü değil, Fenerbahçe için birleşme günüdür. Söz konusu Fenerbahçedir ve bu birlikteliğin sonunda kazanan Fenerbahçe olacaktır. Sizin de dediğiniz gibi “Fenerbahçe'nin en heybetli dönemleri bir olduğu dönemlerdir”
Sayın Başkanım
Gidişini hiçbir zaman içimize sindiremediğimiz, içimizde sürekli kanayan bir yara; büyük bir özlem duyduğumuz Efsane kaptanımız Alex De Souza’nın itibarı, şahsınızın katkılarıyla kısmen giderilmiş olsa da tam anlamıyla bir itibarı iadenin gerçekleştirilmediğini düşünüyorum. Gerek Kurumsal açıdan kulübümüzün, gerekse şahsınızın Alex De Souza ile ilgili planlarınızı merak ediyorum. Bu konuda kulübümüzün Yüksek Divan Kurulu Toplantısı vesilesiyle açıklama yapmanızı rica ediyorum.
Sayın Başkanım
Başınız dik, sabır ve inançla yürüdüğünüz bu yolda size başarılar diliyor, Yüksek Divan Kurulu Toplantımızın Fenerbahçemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sabrınıza, ilginize, alakanıza çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkanım
Altı yaşındaki oğlum Rüzgar Kaya’nın da dediği gibi “Ali Koç Başkan, Fenerbahçe şampiyon”.
Çocuk, genç, yaşlı tüm camia olarak; “bizler inandık, siz de inanın.” Unutmayınız, “Kuvvetli bir inançtan başka hiçbir şey, kuvvetli bir iş çıkaramaz.”

ZAFERİN BÜYÜKLÜĞÜ MÜCADELENİN ZORLUĞUYLA ÖLÇÜLÜR

Atilla beye teşekkür ediyorum. Çok uzun ve kapsamlı görüşlerini ve sorularını iletti. Samimi ve içten mesajları, eşsiz desteği için teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisi ve ailesine sevgi ve saygılarımı iletiyorum, Rüzgar’ı da yanaklarından öpüyorum.

Biz göreve geldiğimiz günden itibaren 7’den 70’e her bireyin verdiği destek, her konuda yanımızda, arkamızda olması bizim için her şeyden önemliydi. Buraya gelmişken tüm yaşananlara rağmen camiamızın çoğunluğunun samimi Fenerbahçelilerin sıkı sıkıya arkamızda durmaları, destek olmaları, sabır göstermeleri bizim için paha biçilemez bir olaydır. Daha önce de dile getirdiğim gibi ben ve arkadaşlarım bu göreve gelirken en büyük korkumuz ve endişemiz bu desteğin karşılığını verememek, onları üzmek özellikle çocukları üzmekti. Bir nebze bunu yaşadık. Bu yolun dikenli olduğunu da bilerek bu göreve gelirken her ne olursa olsun sizler bizleri destekledikçe, aramızdaki bağ, inanç kuvvetli olduğu müddetçe zorluklar ne olursa olsun bunları aşacağımızı dile getirmiştim. Engeller olacaktır. Bizim bu sezon yaşadığımız engeller belki de Fenerbahçe tarihinde yaşanan en büyük engellerdir. Şunu detaylarıyla bugün ifade etmeyeceğim 3 Temmuz’da evet büyük bir saldırıya uğradık, hain bir tuzak, kumpas, orada kenetlendik. Camiamız için her şeyi hep beraber yaptık. O dönemden sonra bu dönem yaşadıklarımız da... Zaman gösterecek. Bilenler biliyor, bilmeyenler daha iyi bilecekler. Bizim bugün kapalı kapılar ardında neler yaşadığımız, federasyona neler yaşadığımız, bizden önce görevde olan kişilerin bizlerle ilgili düşünce, duygu, hareket, eylem… Bunların hepsini zaman gösterecek. Üzülerek bunu söylemek durumundayım; ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ konusunu bırakacağız dediğim de buydu. Gelenlerin gidenler tarafından bu kadar malzeme yapıldığını belki ilk defa görüyorum. Sağlık olsun. Bu da işin maliyetinde olan bir konu.

Evet 2 yıldır sizleri çok üzdüğümüz anlar oldu. Kendi çocuklarımdan biliyorum, çocukları üzdüğümüz anlar oldu. Ama ‘unutmayınız, kuvvetli bir inançtan başka hiçbir şey, kuvvetli bir iş çıkaramaz.’ Sözünüz bizi bu yolda hep birlikte başarıya taşıyacak yegane unsurların başında gelir. Ben de bu sözün üzerine bir ekleme yapmak istiyorum. Fenerbahçe olarak umudumuzu, ümidimizi vurgulayan ve asla vazgeçmeyeceğimizi gösteren bir söz: ‘Zaferin büyüklüğü mücadelenin zorluğuyla ölçülür.’ Biz bu mücadeleyi sizlerin de desteğiyle yapmaya devam edeceğiz.

Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım’la ilgili görüşlerinize de katılıyorum. ‘Tüm kırgınlıklar’ diyorsunuz, benim bir kırgınlığım yakın zamana kadar yoktu. Benim için Fenerbahçe’ye bir forma almış bir taraftarı ben omzumda taşırım. Dolayısıyla Sayın Aziz Yıldırım’ın benim için neler ifade ettiğini, 20 sene başkanlık yapmış, bu camia için hapis yatmış, müthiş bir duruş sergilemiş bir insan için benim sadece saygım, sevgim olur. Burada da kimsenin şüphesi olmasın. Her zaman kullandığım bir laf var, ‘Tango iki kişiyle yapılır.’ Tek başımıza tango yapmamız mümkün değil. İnşallah başkanımızla bir yerde bir zaman içinde kucaklaşabiliriz. Onun bu dönemde çok çok desteğine ihtiyacımız vardı. Biliyorsunuz sık sık federasyona ziyaretler oldu. Bizim federasyonlarla yaşadığımızı biliyorsunuz. O görüşmelerden hiç geri bildirim alamadık. Fenerbahçe’yle ilgili bilmemiz gereken bir şey var mı? Destek alabildik mi onu da bilmiyorum. Tüm bunlar göz göre göre yapılırken bu ortamda özellikle federasyon başkanıyla olan sıkı yakın muhabbetlerinde acaba hiç Fenerbahçe’ye yapılan haksızlıklar gündeme getiriliyor mu? Oradan bir destek verebilirlerdi. Fener Ol kampanyasına bir destek verebilirdi. Başkanımızın bize destek verebileceği, bize mentörlük yapabileceği o kadar çok alan vardı ki ne yazık ki bu iletişim ortamını sağlayamadık. Biz her zaman varız, bu konu da her türlü yardıma, desteğe, fikre, öneriye, yönlendirmeye de açığız. Net bir şekilde bunu söylüyorum. Anladığım kadarıyla Başkanımız Mali Genel Kurul’a gelip orada bazı görüşlerini paylaşacakmış. Onu da heyecanla bekliyoruz, inşallah gelir. Benim de söyleyeceğim bazı laflar var. Hep istedim, seçim zamanında da istedim beraber olalım, televizyona çıkalım, konuşalım, dertleşelim, görüş ayrılıklarımız varsa paylaşalım. Belki kısmet Mali Genel Kurul’da olacak. Heyecanla bekliyoruz. Atilla beyin önerisi konsept olarak, temel ruh olarak bırakın karşı çıkmayı sıkı sıkı sarılacağım bir konudur. Camiamızın gücü birlik ve beraberliğinden kaynaklanmaktadır. Bunu da 3 Temmuz’da gördük. En heybetli günlerimiz en büyük başarılarımız bir ve bütün olduğumuz dönemlerdedir. Ben bir ve bütüne çok uzak olduğumuzu düşünmüyorum. Her zaman kaynaşmak Fenerbahçe için faydalı bir unsurdur.

ALEX’LE İSTİŞARELERİMİZ OLUYOR

Alex bizim bir değerimizdir, efsanelerimizdendir. Kendisiyle istişarelerimiz oluyor. Geliyor, gidiyor, ziyaret ediyor. Hiç olmazsa kulübe geliyor, maça gidebiliyor. Belgesel yaptığı zaman eski görüntülerini Fenerbahçe TV’den alabiliyor. Bu camianın bir parçası olduğunu da hissedebiliyor. Giderken çift taraflı yanlışlar olmuştur ama sonuçta büyük resme baktığımız zaman faydaları çok büyüktür. Sadece Alex değil, Alex gibi pek çok değer vardır Fenerbahçe’den sıkıntılı ayrılan. Biz de onları mümkün olduğu kadar kucaklamaya, camianın bir parçası yapmaya önem verdik. Hassas davrandık. Fenerbahçe TV’de bu kişilerin pek çoğunun itibarları iade edildi diyebiliriz. Sonuçta Alex için kulübümüzde herhangi bir pozisyon alması konusunda bir çabamız, çalışmamız yok. Ama Alex’in kendi kariyeriyle ilgili –bazı yönetim kurulu arkadaşlarımız da paylaştı- planlaması var. O kariyer planlamasına baktığınız zaman sahadaki akıllı ve zeki kişinin kariyerinde de ne kadar akıllı ve zeki olduğunu görmek mümkün. Alelacele bir şey yapmıyor, plan program çerçevesinde. Bu planlar gerçekleştiği takdirde Alex’in bir gün Fenerbahçe’nin başında olmasını engelleyecek hiçbir şey olmadığını düşünüyorum. Her efsane futbolcu iyi hoca olmuyor. Bazı muhteşem hocalar var ki futbol hayatlarında hiç başarı yok. Ama bazıları var ki iki tarafta da başarılı olabiliyor. Alex inşallah onlardan biri olur ve birgün gelir bu camianın başına geçer, nice kupalar kazandırır.

SORU:
Göreve geldiğiniz günden bugüne yaptığınız çalışmaları yakından takip eden ve bilen bir YDK üyesiyim.
2018’den öncesi YDK’da üyeler olarak bizlerin yaptığı önerilerimizin ne kadar dikkate alınıp değerlendirildiğini çok iyi biliyorum.
Sizin döneminizde de görüş ve önerileri nasıl değerlendirdiğiniz, yaklaştığınızın da bilincindeyim. YDK Başkanının da çalışmalarının değerini.!
Göreve başlamanızdan sonra da YK Üyelerinizle neler yaşadığınızı ve çabalarınızı, düşünen her üye ve taraftar çok iyi biliyor.
YDK toplantılarının birinde, ‘’ özellikle futbolda yaşanan sportif başarısızlık dan hepimizden çok siz ve ekibiniz üzülmektesiniz, çünkü başarı için en büyük çabayı siz gösteriyorsunuz bu nedenle size her türlü desteğimiz devam edecek’’ demiştim. Aynı düşüncedeyim bugün de.
Sayın Başkanım,
2020-2021 sezonunda büyük bir olasılıkla futbol, basketbol ve voleybolda evimizdeki maçlar seyircisiz yapılacak veya en iyi olasılıkla 1/3, 1/4 oranında seyirci alınacak, federasyonlardan basına yansıyan bir şey yok ve bu benim tahminim.
Önerim; Fenerbahçemizin tüm maçlarına hepimiz katılıyor ve tüm koltukları dolduruyormuşuz gibi ‘’ kombine ‘’ satışları yapılması.
Bunun için ayrım olmaması için tek bir fiyat örneğin 2000.-Tl,2500.-Tl…. saptanabilir. Satın alan taraftarlarımıza bunun için özel bir ‘anı’’ teşekkür özel kartı, belgesi verilebilir, gönderilebilir. Bu gönderme işlemi de, mail, whatsapp veya başka bir yöntemle yapılabilir, FB TV de isimleri yayımlanabilir, vb.
Maçlar seyircili oynama kararı alınırsa örneğin şubat 2021 den sonrası için bir çözüm bulunabilir..
Tribünlere ‘’Biz Buradayız’’…gibi değişik sloganların uzmanları tarafından hazırlanabileceğine inanıyorum..
Kulüp yıllık aidatlarına ek olarak üyelerden talep edildiğinde, çok önemli bir katılımın olmadığını biliyorum ama yine de bu öneriyi yapmaktan geri duramadım .!
Üyelerimizden daha çok taraftarımızın konuya sahip çıkacağına inanıyorum.
Sizin ve yönetim arkadaşlarınızın, çaba ve çalışmalarınıza, biz taraftarlar da katkıda bulunabiliriz umarım.
Sayın Başkanım görüşlerimi ve önerilerimi değerlendirmeniz için bilginize sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Saygılarımla

Atilla beye çok teşekkür ediyorum. Değerli görüşlerini paylaştığı için desteği için inancı için. İnşallah mutlu, coşkulu günlere hep beraber ulaşacağız. Atilla bey çok önemli bir noktaya değiniyor. Bu soruya cevap vermeden önce bir sonraki soruyu da alalım çünkü birbirini tamamlayan iki soru.

SORU:
Sayın Başkanım,
Bu sezon covit salgını nedeni ile son 8 maç seyircisiz oynanıyor, gelecek sezonun akıbeti de henüz belli değil. Eğer hasta sayısı böyle giderse büyük bir ihtimalle sezon açıldıktan sonra 3-5 ay daha seyircisiz oynanabilir.
Önerim, biz Fenerbahçeliler, kulübümüze yardım da olsun diye, siz kombine biletleri satışa çıkarırsanız, kombinelerimizi almak için sıraya girmeye hazırız. Böyle günlerde tam birlikte olmak zamanıdır, takdir sizindir.

TARAFTARIMIZDAN RİCAMIZ KOMBİNELERE RAĞBET GÖSTERMELERİ

Atilla Öztürk ile Sayın Hilmi Hoşkan’a çok teşekkür ediyorum. Çok hassas bir noktaya değindiler. Sizle paylaşacağım görüşler içinde kombine konusu da vardı. Önümüzdeki sezonun nasıl olacağını kimse net bilmiyor. Federasyonun da net karar verebileceği bir unsur yok. Haftalık, aylak gelişmelere göre takip ediyoruz. Avrupa’da bazı yerlerde seyirci başladı. Kısıtlı rakamlarda. İnanıyorum ki bu sezon için de tüm sezon böyle geçmeyecek. Nasıl geçeceği, bilhassa ilk aylarda henüz belli değil. Bizim bu kombineleri çıkmamız gerekiyor. Atilla bey rakamlar belirtiyor, ‘bu şekilde çıkın, maçlara gidilemezse de gidilemez, sağlık olsun, desteğimiz’ diyor. Hilmi bey çok değerli bir öneri getiriyor, zaman destek zamanıdır mealinde, ‘alalım kombinelerimizi, gidebilirsek gideriz, gidemezsek de sağlık olsun, kulübümüze destek’ diyor. İsmini vermeyeceğim EuroLeague’den yurt dışından bir rakibimiz kampanya başlatmış, pandemi var, ekonomik sıkıntı var, rakiplerimiz bizden fazla yatırım yapıyor, maça gidelim gitmeyelim kombinelerimizi alalım, destekleyelim kampanyası başlatmış. Şimdi Fenerbahçe pek çok konuda diğer camialardan kendini ayrıştırıyor. Bunlardan bir tanesi de söz konusu Fenerbahçe’yse 7’den 70’e mali gücünün ne olduğundan bağımsız gönül cömertliği konusunda Fenerbahçeliler tam tarifini yapamayacağım şekilde çok ayrışıyoruz. Maddi anlamda söylüyorum. Şimdi içinde bulunduğumuz tribün 1907 Tribünü. 1907 Derneği buranın koltuklarını, kombinelerini satıyor. Onlarla da geçen gün toplantı yaptık. Ne olacak? Aldık, hemen almak istiyoruz, maçlar oynanmadı, bir kısmı oynandı veya tüm tribünü sattık, tribünün 3’te 1’i maça gidebilecek neler yapabiliriz? gibi sorular soruyorlar. Bir kısmını cevaplıyoruz, bir kısmını da ne yazık ki cevaplayamıyoruz. Şu an size verebileceğim net bir tarih yok. Size verebileceğim net tek şey var o da fiyatların geçen seneyle aynı fiyatlar olacağı. Bir çağrı yapmak istiyorum. Fener Ol kampanyası yaptık, Türkiye standartlarına göre muhteşem bir rakama ulaştık ama Fenerbahçe’nin gücüne göre bakıyorsak bunun 2, 3 misli daha olabilirdi. Bunu takım kötü giderken yaptık. Bir kez daha teşekkür ediyorum. Fener Ol’da olduğu gibi, değişik konularda olduğu gibi artık burada da bu sene hepimiz sıkıntıdayız, ekonomik sıkıntılar var ama Fenerbahçe taraftarlarına çağrıda bulunuyorum; hem basketbol hem de futbol tarafında, kombineler çıktığı zaman kombineleri alın, destekleyin. Belki bir süre maçlara gidemeyeceksiniz, buna anlayış göstermenizi ve bir destek olarak görmenizi rica ediyorum. Bundan daha fazlasını söyleyemiyorum ama hiç olmadığı kadar bu desteğe ihtiyacımız olan bir dönemden geçiyoruz. Bu yüzden hem Atilla hem de Hilmi beyin önerileri için çok teşekkür ediyorum. Hepinizin desteğine, anlayışına, hoşgörüsüne ihtiyacımız var. Bizden kaynaklanmayan sebepler. Bu sezon buluşacağız tribünde. Öyle ya da böyle. Ne zaman olacak tam belli değil. Belki başında da olabilir. Ligler 11 Eylül’de açılıyor. Sizden ricam kombinelerinize mümkünse normal bir sezonmuş gibi rağbet göstermeniz. İki sezondur biz tribünlerde şampiyonuz. Sahada şampiyon olduğumuz zaman düşünebiliyorsunuz tribünlerin daha ne kadar farklı bir noktaya gelebileceğini. Camiadan bu konuda anlayış, destek, hoşgörü bekliyorum. Çünkü biz de neyle karşılaşacağımızı şu an bilmiyoruz. Bu kombineler çıktığı zaman sizden ricamız lütfen bizi yalnız bırakmayın.

Ali Namık Demircioğlu’nun 6 sayfalık sorusu var. 6 sayfalık tespit ve sorusu var. Tespitlerin bir kısmı benim geçmişte yaptığım konuşmalardan alıntı yaparak çok önemli noktalara değiniyor. Finansal konulardan, federasyon ve federasyon başkanıyla yaşadıklarımızdan tutun çok önemli sorulara değiniyor, görüşler paylaşıyor. Türk futbolunda adalet nasıl yakalanacak? Hatalarla nasıl mücadele edilecek ondan bahsediyor. Nihat beyin 2010-11 yılıyla ilgili duruşuna değiniyor. Bununla beraber finansal borçlarımız nedir, nasıldır, bundan sonrası nasıl olacak? Çok uzun soruları var. Namık beye teşekkür ediyorum. Toplantı öncesi Namık beye ‘Sizin sorular geç geldi, bunu uzun bir şekilde yazılı olarak cevaplayacağım.’ dedim. Namık beye anlayışına sığınarak kendisine tüm bu soruları yazılı olarak cevaplayacağımızı, tatmin olmazsa da telefonda görüşerek cevaplayacağımızı ifade etmek isterim.

Şimdi ilk önce Üye İlişkiler departmanına teşekkür etmek istiyorum. Bunu 3 ay önce yapacaktık ama 1 Temmuz itibarıyla giriş bedeli yani üye olma ücreti 10 bin TL’den 15 bin TL’ye çıktı. Nereden nereye geldik diye bir ufuk turu yaparsak 1993-1994-1995 yıllarında 25 Lira olan, 1991-1992’de 10 lira, 1989-1990’da 5 Lira olan giriş ücreti 1996 yılında 100 Lira oluyor, 1997 yılında 150 Lira, 1998 yılında 500 Lira oluyor. Ocak 1999 yılında 1000 Lira’ya çıkıyor, 2002 yılında 3000 Lira oluyor, 24 Nisan 2004’te 5000 Lira, 4 Şubat 2005’te de 10000 Lira’ya yükseltiliyor. 2005’te 2020 yılına kadar aradan geçen 15 yıllık sürede hiçbir ücret artışı olmuyor. Şimdi bunu dolar olarak ifade edersek 2005 yılında 5 bin lirayken 3 bin 729 dolara tekabül ediyor. 10 bin liraya çıktığı zaman 7 bin 458 dolara tekabül ediyor. Bugün 15 bin liraya çıkardığımız zaman giriş ücretimiz 2 bin 204 lira. Yani en yüksek 7 bin 458 dolar olan giriş ücretimiz bugünün kurlarından baktığınız zaman 2 bin 204 dolar olarak duruyor. Şimdi büyük bir ilgi alaka oldu. Sadece haziran ayı rakamlarını veriyorum; 776 yeni üye başvurumuz var. Yani haziran ayında 776 yeni üyemiz olacak. Bu üyelerimizin 495’i bireysel üye, yani yeni üye. 218’i üye yakını. Yani 5 sene ve üzeri üye olmuş kişilerin ailelerinden oluşuyor. 1 sporcumuz var. Temsilci Üyelikten Kongre Üyeliğine geçiş 37 kişi. Bir kontenjan üyemiz var. Temsilci Üye sayısı da 22’de kalmış. Dolayısıyla bereketli bir yıl üyelik kaydı açısından bakarsak. 776 kişi sırf haziran ayında. Burada tabii ücretlerin 15 bin liraya çıkacak olmasının etkisi var. O yüzden Üye İlişkileri departmanına teşekkür etmek istiyorum. Başarılı iş çıkardılar. Bilhassa Temsilci Üyelikten  Kongre Üyeliğine geçişte. Ve son dönemde tüm bu yoğun başvuruları proses etme açısından.

Dikkat ederseniz son 2 YDK’da mali konulara girmiyoruz. Ay sonu itibarıyla faaliyet raporumuz bitmiş ve dağıtılmış olacak. İsteyen dijital ortamda isteyen basılı kopyasını alabilecek. Bu geldiğimiz noktada camiamızın faaliyetlerini sürdürebilmesi için kulübümüzün en kısa zamanda bir yapılandırmaya gitmesi gerekiyor. Yapılandırma konusunda Fenerbahçe olarak sıkıntılarımız var. İlk raundu yapamadık. Devletimiz iyi bir niyet kullanarak, inisiyatif kullanarak destek olmak istedi kulüplere. Kulüplere destek olmak isterken Bankalar Birliği çerçevesinde bir model geliştirdi. 5 yıllık 2 yıl anapara ödemesiz bir model geliştirdi. 250 milyon TL büyük kulüplere. Yani benim tarif ettiğim aynı tişört değişik bedenlere sığmıyordu. Bizim ihtiyaçlarımızı karşılayamıyordu. İlk günden temerrüde düşüyorduk. İlk günden temerrüde düşünce çok ağır yaptırımlar vardı. İmzaladığınız an temerrüde düşmeyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Başkan nezdinde ağır yükümlülükler vardı ve biz bunu imzalayamadık. Fakat imzalayan kulüpler aradan 1 sene geçti, görüyoruz ki onların da tam ihtiyaçları karşılanamadığı için şimdi 10 yıllık bir süreç konuşuluyor. Şunu ifade etmek istiyorum; futbol bir sektör. Enerji, inşaat, gayrimenkul, perakende, bankacılık vs. olduğu gibi bir sektör. Bu sektörün de oyuncuları var. Bu sektör de bankalardan kredi alan kurumlardan oluşuyor. Dolayısıyla pek çok sektörde Türkiye’de yeniden yapılandırmalar yapılıyor, faizler indiriliyor, bazı faiz gelirleri siliniyor, uzatılıyor.

SEKTÖRÜN BU SIKINTILARDAN ÇIKMASI DOĞRU KURGULAMAYLA SON DERECE MÜMKÜN

Dolayısıyla pek çok sektörde Türkiye’de yeniden yapılandırmalar yapılıyor. Faizler indiriliyor, bazı faiz gelirleri siliniyor. Ödeme süreleri uzatılıyor. Hatta müşteriler ayakta kalabilsin, geri ödemeler yapabilsin diye taze para veriliyor. Futbolun bundan hiçbir farkı yoktur. Futbolun başta devletimiz olmak üzere bankalar nezdinde borçlarını yeniden yapılandırması gerekmektedir. Mevcut yapılandırma yeterli değildir. Bir bankacının bana ifade ettiği gibi; ‘siz ilkesel ve gerçekçi davrandınız. İmzalamadınız ve haklıydınız. Ama kaybettiniz. İlkesel olmasaydınız, gerçekçi olmasaydınız, yolda kervanı düzme mantığıyla yaklaşsaydınız belki 250 milyon lirayı almış olacaktınız. Bununla beraber harcama limitleriniz olumlu etkilenecekti. Sebebini anlatacağım. O zamanın kurundan TL düşmüş olacaktınız. TL’ye dönmüş olacaktınız vs. vs.’ O da haklı ama sonuçta yapamayacağımız, altına imza attığımıza anlaşmaya uyamayacağımız bir ortamda ilkesel olarak bunu yapmamayı tercih ettik. Geldiğimiz noktada acilen bir yapılandırma yapmamız lazım. Hangi şartlarda fayda sağlar diye soruyor iseniz bu sektör sıkıntıda, bu sektör batak ama bu sektörün bu sıkıntılardan çıkması doğru kurgulamayla son derece mümkün. Bu vazifede olan insanlar da sosyal bir sorumluluk yerine getiriyorlar. Paraları cebimize atmıyoruz. Bu bağlamda bilhassa sıkıntılı olan üç büyük kulüp aslında mevcut başkanları da bu sıkıntıları yaratan kişiler değil; bu sıkıntıları çözmeye çalışan kişiler. Bankalarla aynı gemide olduğumuzu bir şekilde daha iyi anlatabilmemiz lazım. Sonuçta bizler bu sorunları çözersek bankalar da bir şekilde kredileri tahsil edecekler. Bir şeyi daha bilmenizi isterim. Verilen bazı kararlar çerçevesinde bankalar pek çok sektörde bir sürü borcu zarara atmak zorunda kalıyorlar. Ben bunu ima etmiyorum. Borçlar silinsin, zarara atılsın futbolla ilgili. Ama başka sektörlerde gösterilen esneklik bir nebze futbolda da gösterilmeli. Yapıcı, sürdürülebilir, gerçekçi, uygulanabilir modeli oluşturmak mümkün. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak da hiç olmadığı kadar buna ihtiyacımız var. İnşallah bu görüşmeler fayda sağlayabilir. Bizim ayrıca UEFA’ya sözümüz var. UEFA nezdinde bunu çözmemiz gerekiyor. UEFA’ya dedik ki yeniden yapılandırma yapacağız. Ondan beri aşağı yukarı üç defa yazıştık. Ne olduğunu soruyorlar. Biz de anlatmaya çalışıyoruz. Bütün bu sıkıntıların içinde bir de pandemi etkisi var. Dolayısıyla yeni sezon belirsizlikleri, yayıncı kuruluş, yüzde 15’in yüzde 40’a çıkması, stopaj iadesinin belirsizliği vs. vs. Kulüpler hiç olmadığı kadar sıkıntıdalar.

FUTBOL GERÇEKLERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULARAK TÜM KULÜPLERİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK BİR YAKLAŞIM OLMASI LAZIM

Gelelim harcama limitlerine. Harcama limitleri nasıl etkiliyor? Devre arasında biz çok çabaladık. Bir şekilde istediğimiz noktaya getiremedik. İkna ettiğimiz konularda biraz artılarımız oldu. Artıları aldıkça başka yerlerde eksilere getirdiler ve bizi transfer yapamaz konuma getirdiler. Buradaki ana unsurlardan biri, diğer kulüplerden bizi farklılaştıran durum, harcama limitlerinde anapara rakam belirlenirken harcama limiti hesaba katılıyor. Bunu UEFA da anlamakta güçlük çekiyor. Bunun mantığı da yok. Biz zaten anaparayı ödeyemiyoruz. İster anlaşma yapalım ister yapmayalım. Bu yüzdendir ki anaparanın harcama limiti hesabında olmaması lazım. Yani biz yarın yeniden yapılandırma yapamazsak yine anaparayı ödüyor konumunda gözükeceğiz. Ödeyemediğimiz anaparayı ve bu harcama limitleri hesabında tutuluyor. Sözlerimi dikkatli seçmek istiyorum çünkü ne desek yarın öbür gün herkesin söylediği konuya gelse hep tepkileri biz üstümüze çekiyoruz. Harcama limitlerini Lisans Kurulu hesaplıyor. Mart ayında 18 kulüp harcama limitlerinin yapısal olarak daha iyi, daha gerçekçi, daha çalışılabilir olabilmesi için 8-9 maddelik öneri sunduk. 18 kulüp de burada hemfikirdi. Burada bir kulüp maddelerden birinde farklı görüş belirtti. Onu da not ederek federasyona yolladık. Mart, nisan, mayıs, haziran derken 3-4 ay geçti. Evet, pandemi süreci vardı ama zoom ortamında, bugün yaptığımız tarzda toplantılar yapmak da mümkündü. Bu bekletildi. Epey bekletildi. Burada harcama limitleri ne kadar aşılması gerekir, faizler nasıl uygulanmalı, hesabı nasıl yapılmalı hepsi yazıyordu. Tekrar ediyorum. 18 kulüp. Temmuz ayına geldik. Ne hikmetse bir şeyler oldu. 18 kulüp 17 kulübe düştü. Bir kulüp farklı davranmaya başladı. Sonra da ne hikmetse onların söyledikleri, yapılan toplantılarda profesyoneller gittiği zaman hep o diğer kulübün söylemleri öne çıkıyor. Bu böyle olsun, şöyle olsun şeklinde. 17 kulüp ve 1 kulüp. Bu nasıl olacak bilmiyorum ama artık futbol gerçekleri göz önünde bulundurularak tüm kulüplerin ihtiyaçlarını karşılayacak bir yaklaşım olması lazım. Özellikle de bu kadar olağanüstü bir sezonun olduğu bir ortamda yok geçen sene böyle istemiştik, bundan sonra böyle gidecekle bu iş gitmez. Biz zaten başından söylemiştik. Harcama limitlerinin de tekrar yapılandırması gerektiğini söyledik. Yani hesaplanma şeklinin ve bunun 4 ay evvel yollanmasına rağmen bu kadar son dakikaya gelmesi, 31 Temmuz’da açıklanacak olması, 31 Temmuz’da yayıncı kuruluşla olan sıkıntımız belli olacak mı? Kombine, bilet, loca satışları belli olacak mı? Sponsorluklarda zaten sıkıntılı olmaya başladı. Bu kadar belirsizlik varken; bu kadar soru işareti varken; bir de pandemi etkisi varken bu şekilde diretmek… Anlam veremiyorum. O yüzden bizim bu konuda Fenerbahçe Spor Kulübü olarak tutumumuz biraz daha açık ve net olacak. Yayıncı kuruluşu size ifade ettim. ‘Futbolun paydaşları hep aynı gemideyiz. Kazan-kazan-kazan senaryoları üretebilmeliyiz’ diye her zaman söylüyorum. Sorunlarımız, çıkarlarımız ortak diyorum ki bu noktaya gelmemize de sevindim.

MAÇTAN SONRA YAŞANAN OLAYLARDAN SONRA VERİLEN CEZALAR ASLINDA NOKTA SATIRBAŞI. TÜRK FUTBOLUNDAKİ ADALETSİZLİĞİN NORMALLEŞTİRİLMESİNİN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN BİR TANESİ BU

Yayıncı kuruluşa gelmeden önce şubat ayında YDK Toplantısı’nda benim bir konuşmam olmuştu. O konuşmamda dedim ki ‘bizim bugün şikayet ettiğimiz, yaşadığımız konular göreceksiniz sezon sonuna doğru, çok kısa zamanda bizim noktamıza pek çok kulüp gelecek. Bu sadece Fenerbahçe’nin sorunu değil; sadece büyük kulüplerin veya Anadolu kulüplerinin sorunu değil. Bugün futbolda yaşanan gariplikler göreceksiniz sezon sonuna doğru hepimizin problemi olacak. Hepimizin sıkıntısı olacak.’ Görüyorum ki geldiğimiz nokta aynen tahmin ettiğimiz gibi. Keşke yanlış olsaydı, keşke tahminlerimiz doğru olmasaydı ama bu sürdürülebilir bir ortam değil. Bir sıkıntı var. Bilhassa işin saha içi ve saha dışındaki adaleti konusunda. Semih Bey ve ben biliyorsunuz ki kişisel bir mevzu olan 2010-2011 şampiyonluğu konusunda federasyon başkanı ile ters düştük. Polemiklere girdik. Bana sorarsanız federasyonu hiç ilgilendirmeyen bir konuydu. Ben 45 gün, Semih Bey 60 gün ceza aldık. Olabilir. Sonra bir maçta olaylar yaşandı. Küfür, kıyamet, hakaret, kavga, sahaya inmeler… Ardından federasyona yazılan yazılar ve açıkça verilen demeçler, federasyon içinde yapılanma, örgüt, paralel vs. vs. Federasyon içinde önemli görevde olan işaret edilerek ismiyle neler yapıldığı, edildiği yazıldı. Covid talimatları çerçevesinde sahaya birinin elini sıkmaya bile girseniz minimum 60 gün ceza almanız gerekiyor. Net bir şekilde yazıyor. Bütün bunlar böyle iken o maçtan sonra yaşanan olayla ve olaylardan sonra verilen cezalara baktığımız zaman aslında nokta satırbaşı. Türk futbolundaki adaletsizliğin normalleştirilmesinin en güzel örneklerinden bir tanesi bu. Çıkıp ‘bu böyle oldu, çünkü şu nedenlerden dolayı’ diye çıkıp anlatacaklar. Biz üç kişi maskeyi takmadık diye 25 bin ceza yiyoruz. Kavga kıyamet, küfür kıyamet, sahaya inmeler topu topuna 25-26 bin ceza. Bunu federasyon açıklamak zorunda. ‘Kardeşim ben bu cezayı böyle verdim’ diye. Yanlış da anlamayın. Bunlar hep kendi hakkımızı korumak için. Başkaları ceza alsın diye bunu söylemiyoruz ama göz göre göre milyonların önünde yaşanan, cereyan eden bir olayı hiçbir şey olmamış gibi halının altına süpürüp, medya da sağ olsun hiç üstüne gitmeyip normalleştirmek. Bu düzen Türkiye’ye zarar verir. Tribünlere, taraftarlara zarar verir. Futbolun inandırıcılığı kalmaz. Güveni kalmaz. Bunu ben söylemek zorundayım. Kulübümün çıkarlarını koruma açısından söylemek durumundayım. İşine geldi mi öyle ceza, işine geldi mi böyle ceza. Kardeşim sizin içinizde örgüt var deniyor. Bu ceza mıdır, değil midir? Çıkıp açıklayacaksınız bunu.

YAYINCI KURULUŞLA İLGİLİ CİDDİ, SIKINTILAR VAR

Yayıncı kuruluşa gelirsek, evet onlar da sıkıntı yaşadıklarını ifade ediyorlar. Ben her daim paydaşların aynı gemide olduğunu söylüyorum ama bugün geldiğimiz noktada yayıncı kuruluşla ilgili ciddi, sıkıntılar var. Bu sıkıntıların çözülmesi gerekiyor. Nasıl çözülecek, adı nasıl konulacak, yeni sezona nasıl hazırlanacak bilmiyorum. Federasyon da bir karar aldı bundan sonraki bütün müzakerelere Kulüpler Birliği de gelecek diye. İlk toplantıya almadılar. Sonra yayıncı kuruluş teklif yaptı. Bize sormadan federasyon karşı teklif yaptı. Biz de Kulüpler Birliği olarak yazıyla reddettik. Artık bilmiyorum nereye gidecek. Ama burada sıkıntılı bir şeyle karşı karşıyayız. Bilhassa Anadolu kulüpleri için çok çok önemli.

FEDERASYON LİGLERİ 15 AĞUSTOS’TA BAŞLATMAK İSTİYORDU

Yabancı sayısının bizimle istişare edildiği söyleniyor. Federasyon ligleri 15 Ağustos’ta başlatmak istiyordu. Toplantı yaptık. Dediler ki, ‘Milli Takım hocası şöyle istiyor, yayıncı kuruluş böyle istiyor, 15 Ağustos.’ Düşünebiliyor musunuz 26 Temmuz’da ligler bitiyor, 15 Ağustos’ta ligler başlayacak. Futbolcular hangi zamanda dinlenecek, hangi zamanda sezon öncesi kampı yapılacak? Bunu anlamak imkansız. Bunu bize söylüyorlar. Biz ağır bir şekilde karşı çıktık, 15 olmasın 21 Ağustos olsun deniliyordu, eylüle alındı. Yani işleyiş şeklinde nasıl olduğunu, bu işin en önemli paydaşı olan kulüplere ne kadar değer verildiği, önemli kararlar alınırken ne kadar karar sürecinin içinde dahil olduğunu veya olmadığını ve bu yaklaşımın nasıl bir yaklaşım olduğunun daha iyi anlaşılması açısından ben bunları söylüyorum. Türkiye Süper Ligi’nin en büyük kulüplerinden biri Fenerbahçe ise, büyüklüğüyle, geçmişiyle, gelenekleriyle buradaki en önemli oyunculardan biriyse buradaki çarpıklıkları biz gündeme getirmek durumundayız.

Yabancı sayısı keza bu da benzer bir şekilde ifade edildi. Daha ocak ayında Ankara’da çalıştay yaptığımız zaman bu konular gündeme geldiği zaman sayın federasyon başkanı Cumhurbaşkanımızın önünde, ‘Bizim bu konularla ilgili çalışmalarımız var.’ dedi. Ocak ayı. Temmuz ayına geldik, şurada eli kulağında transfere birkaç hafta var, liglerin başlamasına 5-6 hafta var, dediler ki, ‘Biz bu konularda adım atacağız.’ Biz Fenerbahçe olarak dedik ki, ‘İstişare edelim, konuşalım. Doğru hamle nedir? Sadece yabancı sayısı mı, öz kaynaktan oyuncu oynatmak mı, yapılan yabancı transferin niteliği mi? Bunu büyük bir bakış açısıyla ele almamız lazım.’ dedik. Federasyon, ‘Ben küçük de olsa bu sene adımımı atacağım.’ dedi. Bize bir evrak yolladılar. Üzerinde kutucuklar var; yabancı sayısı, sezonlar, sahada yer alabilecek sayı ve sahada yer almak zorunda altyapıdan yetişme oyuncu. ‘Ne düşünüyorsunuz?’ dediler. Biz de illaki bu sezon adım atılacaksa görüşlerimizi verdik. Sonra bu konuyla ilgili tahkime gittik. Onu da söyleyeyim. Çünkü biz bütünsel bakış açısıyla… Fenerbahçe’nin belki işine gelirdi bu yeni değişiklik ama bir sürü kulüp var kontratları devam eden. Bir sürü kulüp var yok efendim 8-9 yabancı oynatmışlar. Evet, olabilir. Yok 11 yabancıyı oynatmak çok yanlışmış. Katılıyorum. Bu kadar genç, demografik nüfusa sahipken 11 oyuncunun yabancı olması doğru değil. Er ya da geç bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğine de katılıyorum. Ama böyle, ‘Biz bunun kararını verdik, siz de bunu uygulayacaksınız.’ ‘İstişare edelim.’ Meğerse onların anladığı istişare şu kutucukları doldurup yolluyoruz, onlar da o kutucuklara bakıp ortak bir karar verip ilerliyorlar. İstişare böyle olmaz. Tüm paydaşlar bir çalışma grubu yapılır, çalıştay yapılır ve sürdürülebilir gerçekçi bir model oluşturulur ve bu transfere 2-3 hafta kala olmaz. Dolayısıyla biz de bizim dışımızda bazı kulüplerin kontrat sıkıntıları olduğu için, düzenlemeye karşı çıktıkları için biz de bu düzenlemenin zaten normalde bu sezon değil bundan sonraki sezon uygulanması gerektiğine inandığımız için tahkime bu kararın değişmesi için başvuruda bulunduk. Galiba 9 kulüp başvuruda bulunmuş. Onlardan biri de biziz. Bu kadar önemli bir karar hepimizi derinden etkiliyor, 2-3 hafta kala bize dikte edilmeye çalışılıyor. İnşallah bu karardan dönülür. Tekrar söylüyorum, Fenerbahçe olarak bu karar uygulanırsa bizi o kadar zorlayacak bir karar değildir ama biz sadece kendimizi düşünmüyoruz, başka kulüplerin sıkıntıya girdiğini biliyoruz ve biz de bu durumda onların yanında olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

REZERV LİG OLACAK MI OLMAYACAK MI, OLACAKSA HANGİ ŞARTLARDA OLACAK HALA BİLMİYORUZ

B Ligi, rezerv lig ismini ne koyarsanız koyun federasyonumuzun bununla ilgili de çalışması var. Federasyon bu konuda niye bu kadar son dakikaya bıraktı. Ne olacağını da şartlarını da tam bilmiyoruz. Olacak deniyor. İnşallah olur, ihtiyacımız var. Bakın Bugün Temmuz’un 18’i. Ligler 6 hafta sonra başlayacak, 2 hafta sonra transfer sezonu başlayacak ve biz rezerv lig olacak mı olmayacak mı, hangi şartlarda olacak hala bilmiyoruz.

FEDERASYONLA FUTBOLUN ANA PAYDAŞLARI ARASINDA BİR KOPUKLUK VAR

Bunları niye anlatıyorum? Federasyonla futbolun ana paydaşları arasında bir kopukluk var. Bu kopukluk böyle gitmez. Bu çekişme de böyle gitmez. Nasıl gider onu da şu an bilmiyorum. Ama bu iş böyle gitmez.

BU FEDERASYON TÜRK FUTBOLUNA DAHA NE KADAR FAYDA SAĞLAYABİLİR CİDDİ ŞÜPHELERİM VAR

TFF’yi Fenerbahçe özelinde konuşalım. Bunlar bütün hepimizi ilgilendiren konulardı. Biz sıkıntı yaşadık, yalan değil. Hakem atamalarından, hakem hatalarından, harcama limitlerinin hesaplanmasından ve uygulanmasından, genel muameleden, oraya gidip çıktığımız zaman her ziyaretimizin bir basın malzemesi haline getirilmesinden vs. vs. Bunların hepsini yaşadık. En son olarak da 2010-11 şampiyonu kimdir, kim değildir? Sıkıntılarını yaşadık. Bana sorarsanız saçma sapan bir noktaya geldi. Bizim camiamız için üzücü. Böyle olmamalıydı ama bizim görevimiz de bu camianın çıkarlarını en iyi şekilde korumak. Vefa Bey’e de teşekkür etmek istiyorum. Bize çok büyük destek oldu, akil davrandı. Destek oldu ne demek o bizim liderimiz. Hiçbirimiz de bu kırmızı çizgide farklı düşünmüyoruz. Ama gereksiz konulara girdik. Bu federasyon Türk futboluna daha ne kadar fayda sağlayabilir ciddi şüphelerim var. Bırakın bizle ilgili konuları, bir gün ‘2., 3. Lig oynanacak.’ deniyor, aradan kısa süre geçiyor, ‘Oynanmayacak.’ deniyor. O kulüpler ayağa kalkıyorlar. Yani sürdürülemez bir yönetim şekli var. ‘Şu kararı almayın.’ diyoruz, ‘Alalım, biz açıklayalım, siz sonra tepki koyun biz geri çekeriz.’ Olur mu ya? Ortak doğru bir karar vermek varken. Ne demek bir açıklayalım, siz sonra tepki koyun, biz çekelim? Alacağı önemli kararları basına sızdırarak, kamuoyu yoklayarak 3-5 tane kalemşör mü dersiniz, yakın gazeteci mi dersiniz onları kullanarak gündem yaratmak falan. Bunlar artık sürdürülebilir değil. En kısa zamanda bu ortam son bulur.

HİÇBİR KULÜP, YÖNETİMİ VEYA BAŞKANI BU KADAR SALDIRIYA UĞRAMAMIŞTIR

Mali Genel Kurul’da mali konulara gireceğiz. Finansal durumu anlattım, sıkıntıdayız. İnşallah bir yardım eli bize de uzatılır. Ama biz oraya gittiğimiz zaman parayı bize verin, biz harcayacağız, edeceğiz… Öyle bir intiba yaratılıyor ki kulüpler, yöneticiler hırsız, beceriksiz. O paraları cebe atıyorlar. Yok transfer yapıyormuşsun, yok şöyle yapıyor muşsun… Geçen sene bunları konuşurken –yeniden yapılandırmayı- öyle bir hava yarattılar ki Fenerbahçe parayı çöpe atacak, transfere harcayacak. Geçen sene 14 oyuncumuzun kontratı bitiyordu. Bunları yenilememiz lazım. Zor anlattık. Futbol gözüyle bakmayan insanların bakışıyla bakarsanız evet, kulüpler parayı çar çur ediyor. Ama şuna bakmak lazım; Bu kulüpler, bu yönetimler ne aldılar, maliyetleri, gelirleri nereye götürdüler, ne çaba sarf ediyorlar ona bakılması lazım. Sen tek tek gazetede çıkan çoğu doğru olmayan haberlere bakıp, ‘Yok efendim kulüpler 100 milyonlarca lira transferler yapıyor vs.’ bu yanlış bir yaklaşım. Biz bir şeyden sorumlu olacaksak atıyorum 70 milyon mu bütçe koymuş, 90’dan almışım, 70’e indirmişim yarın 50’ye, 45’e… Buna bakmanız lazım. Biz yaratmadığımız bir borç yükünden sorumlu tutulacağız, geçmişte bunu yaratanlar feragat edecekler bu yeniden yapılandırmayla, ondan sonra temerrüde düştüğümüz zaman tüm sorumluluğu, hukuki, finansal yükü biz alacağız, bunu yaratanlar gidecek. Ondan sonra yapılandırma süresi geldiği zaman şöyle, böyle yapıyorsunuz. Ben bütün bütçemi indiriyorsam ve maliyetleri doğru istikamete çevirmişsem senin bana destek olman lazım. Dolayısıyla burada kelimelerimi cımbızla seçmeye çalışıyorum. Bakın hiçbir kulüp, yönetimi veya başkanı bu kadar saldırıya uğramamıştır. Bu sezon yaşadıklarımız, malum yerler, sistematik olarak televizyon kanalları, kişiler, yorumcular, gazeteler, bir de üstüne federasyonu koyuyorsunuz. Bizim yaşadıklarımızı çok az insan biliyor ama bunların hepsi yavaş yavaş yerleşecek.
Söylemek istediğim bütünsel olarak ele almanız lazım. Gazete çıkan transfer haberi değil o zaman, yeni hocamızı da siz seçin. Taktiğe de siz karar verin. Ben bütünsel olarak yarattığım nakit akışı, maliyetleri indirme yeni gelir ve sunduğum yapılandırma planı ile ben sizin borcunuzu ödeyebilecek noktaya getirebilecek, gerçekçi sürdürebilir bir şey sunuyorsam buna bakın. Yönetimler bir konuda sorumlu tutulacaklarsa kendi dönemimizde bankaya verdiğimiz ve bankanın da kabul edeceği sınırların dışına çıkarsak o zaman bizden hesabı kesin. Biz bunları yapmaya çalışıyoruz. Geçmişteki insanların inanılmaz kararları diyelim ile bu noktaya gelmiş finansal durumu çözmeye çalışan insanlara birazcık daha saygı vermeniz lazım. Birazcık daha değerini iyi anlanmanız lazım. Bu bütün kulüpler için geçerli. Evet biz 3 Temmuz’u yaşadık ve çok ciddi darbe yedik. Bunu tekrar söylüyorum. Maddi ve sportif açıdan çok önde olduğumuz bir dönemde belimizi kırdılar. Belki de biz fersah fersah öne geçecektik. Belki burada şampiyon rakamları, başka rakamları konuşuyor olacaktık. Evet belimizi büktü ama ondan sonra yapılan yanlış bana sorarsınız sorumluluk sınırlarını aşan hatalı kararlar çerçevesinde böyle bir noktaya geldi, Fenerbahçe. Biz de bunu kurtarmaya çalışıyoruz. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Siz sahadaki kötü sonuçlara bakıyorsunuz, yerden yere vuruyorsunuz evet, bunun arkasında başka bir mücadele de var. Ciddi bir savaş var. O yüzden Bankalar birliğinden anlayış, bardağı yarı dolu görmeleri gerektiğine rica ediyorum. İnanıyorum, hep beraber omuz omuza verip sorunları çözebiliriz. Ve bu sorunları bir daha geri gelmeyecek bir şekilde çözebiliriz. Evet, bankaların sorunu değil. Bizim yaptığımız sorumsuzca harcamalar, yüksek transferler, yanlış transferler vs vs. Fonlama için seçtiğimiz yöntemler. Pahalı maliyetli fonlamalar. Vs Vs. Evet bankaların sorunu değil. Bu sorundan çıkabilmemiz için omuz omuza vermemiz gerekiyor diyeceğim.

BAŞKANIMIZ FUTBOL A TAKIMIMIZDA YAŞANAN GELİŞMELERLE İLGİLİ BİLGİLER VERDİ

Isla ile yollarımızı ayırdık. Borçsuzluk kağıdı almamız gerekiyordu. Bu dönemde bir sürü futbolcuyla görüştük ettik. Esnek davranan oldu, esnek davranmayan oldu. İmkanlarımız çerçevesinde her şeyi zorladık. Kağıdı aldık. Bu futbolcuya bir borcumuz vardı. O borcumuzun %75’ini %80’ini ödeyelim,geri kalanını temmuz ayında ödeyelim dedik. ‘Tamam’ dedi. Ödedik, sonrada vazgeçti, hepsini ödeyin dedi, ödedik. Sonra da yollarımızı ayırdık. Böyle bir tutumu kadroda tutmak diğer oyuncularımıza saygısızlık olurdu. O da kendi bildiği doğrular çerçevesinde böyle bir karar almış olabilir.

Kruse’ye gelince o mahkemede bir konu. Fazla konuşmayacağım. Hayatının pokerini oynadı. Zaten gönlü burada değildi anlaşılan. Biz de Alman’ın en değişiğini seçmişiz diyelim. Bu mahkemede olduğu için bunun hesabı sorulacaktır. Pandemi dönemi hariç, hiçbir şekilde borcumuz yoktu. Kendi danışmanlarının da telkinine rağmen o kumar oynadı. Pokerciyim dedi, gitti. Bakalım ne olacak.

Futbolcularıma teşekkür etmek istiyorum. Pandemi süreciyle ilgili 3 ayaklı bir formül geliştirdik. Dedik ki, kalan 3 ayın maaşınızın yarısını alın. Bu yıllık maaşın %15’ine tekâmül ediyor. Yahutta karar veremeyebilirsiniz. Dünyadaki 4 büyük denetim firmasından birini tutalım. Maaşınızın %20’sini verelim. Sezon sonunda çalışma bitince de kaybımızın ne kadar olduğuna bakalım, bunu size bildirelim. Bugünkünden farklı bir rakam çıkabilir. İkisini de seçmiyorsanız onu da anlayışla karşılarız. FIFA’ya gidelim. Orada konuyu istişare edelim. Pandemi öncesi ile ilgili bir sıkıntımız yok. FIFA’da pandemi ile ilgili net bir şey söylemiyor. Söylediği orantılı olması ve herkese aynı muamelenin yapılması. Biz de onu yaptığımızı düşünüyoruz. Niye futbolcularıma teşekkür ediyorum. Bir iki kişi dışında ki onlar da işin teknik tarafında. Yani ana konseptinde değil. Herkes bu önerimize destek verdi. Başka kulüplerde nasıl oluyor, bilmiyorum. Bizde yerli yabancı bu önerimize destek verdi. Birkaç kişi dışında, hemen bu futbolular kim diye sosyal medyada kampanya başlatmayın. Reddeden kimse yok. Bunun içinde futbolcularıma ayrıca teşekkür ediyorum.

Semih Özsoy ile Maurizio’ya teşekkür ediyorum. Obradovic sonrası yapılan çalışmalar, Semih bey yakında çıkıp anlatacak.

Beni en çok üzen konu pandemi sonrasında fırsatlar geldi ve değerlendiremedik. Burada oyuncularıma kızıyorum, demin teşekkür etmiştim. İyi çocuklar, karakterliler ama pandemi sonrası fırsatlarını elimizin tersiyle itmemize anlam veremiyorum. Çok daha farklı bir konumda olabilirdik. Pandemi döneminde iyi çalıştık, sıkı çalıştık. Bunun için bir kez daha Muzaffer Yıldırım’a ve MACFit şirketine teşekkür ediyorum. İnanılmaz imkanlar sağladılar. Fatih hoca, Emre Belözoğlu, diğer arkadaşlarda bütün programları yaptılar. İyi çalıştık. Sahada 110, 112 km koşuyoruz. Pandemi sonrasına rağmen. Bir türlü istediğimiz sonuçları yakalayamadık. 20. haftaya kadar en büyük şampiyonluk adayı iken sonrasındaki 7 maçta 21 puanın 18’ini kaybettik. Akıl sır emiyor. Nasıl olduğuna. Bizim de hatalarımız var. Bizim dışımızda da yapılanlar oldu. Şimdi onlar gündeme getiriliyor. Önce Fenerbahçe’ye kıydılar, sonra ona, sonra buna kıydılar. Buna kıydılar diyebilmek için ama o zaman hiçbir şey konuşulmuyordu. Yerden yere vuruluyorduk. ‘Hakemi de sistemi de yenecek takım kuracaksınız’ diyorsunuz, demek kolay. Gerçekleşmesi zor. Sistem hiç bu sezon olduğu kadar garip diyeceğim başka kelime seçmek istemiyorum, inşallah ceza almayız. Bu kadar garip olmamıştı. Bu işin garipliğini ilk biz gündeme getirdik. Ocak ayında, şubat ayında. Başkaları da bu noktaya gelecek dedik, geldiğimiz noktada yanlış düşünmediğimizi görüyoruz ama biz burada mazeret üretmek için de bunu söylemiyoruz. Evet sol beki yanlış tercih yaptık. Hasan Ali ile sezonu götürebiliriz, o sakatlanırsa başka birini koyarız dedik; olmadı. Devre arası sorunumuzu gidermek istedik. Ona da müsaade edilmedi. 1-2 transferle bu takım belki bambaşka yerlere gelebilirdi. Dersler aldık. Yaptığımız hatalardan ders aldık. Bazı şeyleri yaşayarak öğreniyorsunuz, tecrübe kazanıyorsunuz bu derslerin faydalarını da bugün geldiğimiz noktada yaptığımız planlamalarda görüyoruz. Harcama limitleri önümüze çıkartılıp bizi engellemek için kullanılacaksa o zaman iş bambaşka yerlere gidecek. Harcama limitlerinin geçen sene kurgulandığı bu sene planlandığı gibi gitmesini hiçbir makul sebebi yoktu. Demin size anlattığım bilinmeyenler çerçevesinde. İnşallah aklı selim kazanır, futbol federasyonunda.

Yarın hepimiz için önemli gün. Fenerbahçemizin bayramı. İnşallah sahada da bayramlık sonuç alırız ama bütün Fenerbahçelilerin 19 Temmuz’unu kutluyorum. Bayramlaşmada inşallah hep beraber olacağız. Şimdiden herkesin kurban bayramını kutluyorum. Sağlıklı huzurlu nice bayramları hep beraber yaşarız. Dinlediğiniz için sağ olun, var olun. Toplantının bu şekilde düzenlemesini başta Vefa bey ve katkısı geçen herkese de ayrıca teşekkür ediyorum. İnşallah bir sonraki YDK’da hep beraber oluruz. Bayramlaşmaya ben şahsen katılacağım. Görüşmek üzere. Herkese güzel bir yaz dönemi diliyorum, sağ olun, var olun.

PAYLAŞ