Volkan Demirel Logo
31TEMMUZ 2018
Fenerbahçe Dergisi Ağustos Sayısı Çıktı

Fenerbahçe Dergisi Ağustos Sayısı Çıktı

Fenerbahçe Dergisi'nin 186 no’lu Ağustos sayısı bayilerdeki yerini aldı. Derginin hem kapağında hem derginin hediyesi posterde ‘Yeniden Fenerbahçe’ sloganı yer alıyor.

Dergimizin bu sayısında Fenerbahçe Divan Kurulu’ndaki açıklamaları, futbol takımımızın teknik direktörü Philip Cocu ile yapılan röportajı; kaptanımız Volkan Demirel ile genç kalecimiz Berke Özer’in söyleşisini bulabilirsiniz.

Futbol A Takımımızın yeni sezon hazırlıklarını sürdürdüğü kamptan özel içerikleri de sizlerin beğenisine sunduk. Yazarlarımız Alp Bacıoğlu, Ateş Bakan ve Mehmet Doğan ise 2018-2019 Spor Toto Süper Lig sezonuna adı verilen efsanemiz Lefter Küçükandonyadis’i anlattıkları yazılarıyla sizi geçmişe doğru bir yolculuğa çıkartıyor. Dergimize katkı veren Fenerbahçelilerden Hulkiye Akol, Başkanımız Ali Koç ile taraftarımız arasındaki sevgi ilişkisini satırlarına döktü. Kombine kuyruklarında sabahlayan cefakâr taraftarlarımıza bu sayıda özel bir yer ayrıldı. Futbol takımının yeni transferleri Andre Ayew, Barış Alıcı, Ferdi Kadıoğlu ve Berke Özer de dergide yer bulan isimlerden. Yeni neslin gözdesi Espor’la ilgili sorularınızın cevabını da yine bu sayımızda bulacaksınız.

Öte yandan basketbol, voleybol, boks, masa tenisi, atletizm, kürek ve yelken şubelerimizden haberler ve daha birçoğu “Haber Turu” sayfalarımızda!

Fenerbahçe Dergisi’nin Ağustos 2018 sayısından öne çıkan içerikler ise şöyle:

Phillip Cocu: “Son saniyeye kadar savaşan bir takım yaratacağız”

Henüz 1890’ların sonu 1900’lerin başıdır ve Sparta Rotterdam(1888), AFC Ajax(1900), Feyenoord(1908), AZ Alkmaar, PSV(1913) gibi kulüpler de yavaş yavaş adım atmışlardır, futbol denen oyunun içerisine. Üstelik ilerleyen dönemde dünya futboluna hem çok sayıda yıldız(lar) kazandıracak hem de teknik açıdan “total futbol”, estetik açıdan ise “güzel futbol” şeklinde lanse edilecek olan bir kültürün yani Hollanda futbolunun temellerini atacaklardır. İşte bu kültürün dünya futboluna armağan ettiği yıldızlardan biri de sezon başına takımımızın teknik direktörlük görevine getirilen ve kariyeri başarılarla dolu olan Phillip Cocu’dur. Pas futbolunun yanı sıra aynı zamanda sertlik, alan daraltma ve geçiş hücumlarını içeren; sağlam bir takım savunmasını da içinde barındıran futbol anlayışına sahip olan Phillip Cocu’nun yaratmak istediği Fenerbahçe’yi ve yerleştirmeye çalıştığı futbol felsefesini kendisinden dinledik…

Röportajdan derlediğimiz dipnotlar ve spotlar şu şekilde:

01: Çok pozitif kamp dönemi geçirdik. Uzun ve yoğun antrenman programlarımız oldu ama bunun yanı sıra takımdaşlığın gelişmesi adına da bu dönem oldukça önemliydi. Yeni sezona dair fikirlerimizin ve hedeflerimizin konuşulduğu takım toplantıları gerçekleştirdik. Dolayısıyla sadece hazırlık maçları ve antrenman programları anlamında değil, diğer anlamlarda da çok önemliydi, bu kamp. Takım olarak daha da yakınlaştık. Bizim için önemli bir süreçti.

02: Günün sonunda en önemli şey, sonuçtur. İstediğimiz iyi futbolu sergileyebilmek için doğru dengeyi bulmak önemlidir. Şu ana kadar oynadığımız çoğu maçta da bunu gösterdiğimizi düşünüyorum. Tabii ki bunu 90 dakikaya yaymak için daha fazla çalışmamız gerekiyor. Maçın sonunda da galip gelmiş olmamız gerekiyor.

03: Takımı son haline getirebilmek için halen çalışıyoruz. UEFA sınırlamaları dışında hareket edemeyiz ve herkes bunun farkında. Seçimlerimizi yaparken sabırlı olmalıyız. Takımımızın ihtiyacı olan pozisyonlarda doğru oyuncuları aldığımıza emin olmak istiyoruz. Takım, henüz tamamlanmadı. Ben de elimdeki oyunculara odaklanmak ve bütün enerjimi bu isimlere vermek istiyorum. Bu sürecin sonunda takımımızın 3 kulvarda da mücadele etmek için yeterli olduğundan emin olmalıyız.

04: Gençlerin kendilerini pek çok konuda geliştirmeleri gerekiyor. Bizler de gelişimlerine katkıda bulunmak için her gün çalışacağız. Genç isimler de, takım onlara ihtiyaç duyduğu her an hazır olduklarını göstermeliler ve kalitelerini takıma yansıtmalılar. Takımımız onlar için değil, onlar takım için oynamalı. Barış, bunu Feyenoord maçında iyi bir şekilde gösterdi. Ferdi de henüz çok yeni katıldı aramıza ve futbolunu oynayabilmesi için ona biraz daha zaman vermemiz gerekiyor. Burada birkaç dakika oynama fırsatı oldu. Bu fırsat da hem Fenerbahçe’de kendini iyi hissetmesi hem de oyuncuları tanıması açısından önemliydi. Eljif hakkında da şunu söyleyebilirim: Genç bir futbolcunun; güçlü olup 90 dakika boyunca oynayabileceğini gösterdi. Takım için gerçek anlamda önemli bir futbolcu.

Fenerbahçe’de Türk kaleci geleneği sürüyor

Bir yanda 2002-2003 sezonundan itibaren Fenerbahçe kalesini koruyan Kaptan Volkan Demirel, diğer yanda 2000 doğumlu Berke Özer. Deneyimli file bekçisi Volkan, Berke için “Onda kendimi görüyorum” derken, genç kaleci de Volkan Demirel için “Kaleciliğe başlama sebebim” dedi.

Röportajdan derlediğimiz dipnotlar ve spotlar şu şekilde:

01: Volkan Demirel: “Berke’nin kendine has özellikleri var. İdmanda kendisine de söyledim; atlama kuvveti ve blokajları çok iyi. Çok genç yaşta buraya geldi. Evet, Altınordu’da bir altyapısı vardı ama burada öğreneceği de çok şey var. Çok şanslı, çünkü iki tane çok tecrübeli kaleci ile çalışma fırsatına sahip. Ben onun yaşındayken açıkçası top tutmayı bilmiyordum. Burada bir gelenek de var. Bu geleneği devam ettirmek adına, Schumacher’den kaleyi Engin ağabey almış. Engin ağabeyden sonra kaleyi Rüştü ağabey devraldı. Rüştü ağabeyden sonra kaleye ben geçtim. Benden sonra da kaleyi inşallah Berke alacak ve bu geleneği devam ettireceğiz. O da sonrasında bizim gibi genç bir arkadaşı yetiştirmeye çalışacak. İnşallah bu dönence böyle devam eder.”

02: Berke Özer: “Şimdi hayal ettiğim yerdeyim. Her şeyden önce burada Volkan ağabey gibi, Kameni gibi çok tecrübeli iki kaleciyle çalışıyorum. Televizyondan izlediğim, hayalini kurduğum insanlarla birlikte antrenman yapmak, bırakın maç oynamayı, birlikte yemek yemek, birlikte vakit geçirmek bile ne kadar doğru tercih yaptığımı gösteriyor. Böyle büyük bir camiada olduğum için çok mutluyum ama her şeyden önce burayı hak ettiğimi göstermeliyim. Davranışlarımla, antrenmanlarımla… İyi bir kaleci olabilirim ama bundan önce bu camiaya layık bir insan olmalıyım. Kaleciliğe başlama sebebimdir, Volkan ağabey. Volkan Demirel’i izleyerek büyüdüm. O’nu örnek alıp, kaleci olmak istedim. Buraya gelmeden önce de hep hayal kurdum.”

Sıla Çalışkan: “Çocukluk hayalim gerçek oldu”

Sıla Çalışkan ismini özellikle de son dönemde duymayanımız yoktur; peki, kendisinin çok pozitif, iyi bir yabancı dizi izleyicisi, tam bir tatlı sevdalısı ve çok konuşan biri olduğunu biliyor muydunuz? O’nun hakkında bilmemiz gereken daha doğrusu dikkat çeken şeyse; çocukluk hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu ve gururunu yaşıyor olması! Evet, Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımımız, sezon öncesinde Seramiksan Spor Kulübü’nden Sıla Çalışkan ile anlaşmaya vardı. Ancak o, öylesine iyi bir Fenerbahçe sevdalısı ki… Hatta bu formayı giymek Sıla’nın çocukluk hayali! Mutluluğu gözlerinden okunan yeni Sarı Meleğimizi, daha yakından tanımak için sorularımızı yönelttik

Röportajdan derlediğimiz dipnotlar ve spotlar şu şekilde:

01: Öncelikle Fenerbahçeli olduğumu bir kez daha gururla ifade etmek istiyorum. Bu anlamda çocukluk hayalimi gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Hayalini kurduğum bu kulübün formasını giyecek olmak, heyecan ve gurur anlamına geliyor. Böylesine büyük bir camiada olmak çok değerli. Kelimelerle ifade etmesi zor, tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum.

02: Ligin seviyesi her geçen yıl yükselmekte ve eminim ki bu sene bizi çok daha zor bir lig bekliyor. Fenerbahçemizin hak ettiği; her zaman şampiyonluktur. Biz, bütün kupalara talibiz. Çalışmalarımızı, hazırlıklarımız buna göre yapacağız. Başarılarla, kupalarla dolu bir sezon geçirmek ve bu arma altında zaferler yaşamak istiyorum.

03: Açıkçası sarı lacivertli renklere gönül vermiş milyonlarca insanın sizden bir beklentisi var ve bu çok büyük bir sorumluluktur. Ben de bu sorumluluğun ve bu formanın ne anlam ifade ettiğini bilerek buraya geldim. Tabii bu yetmez, hazır olmak için çok çalışmam gerekiyor.

Ozan Bayülken: “Uluslararası başarılar hedefliyoruz”

Kürek sporuna başladığı Fenerbahçe Spor Kulübü’nde antrenörlükten şube kaptanlığına kadar birçok görevi başarıyla yerine getiren Ozan Bayülken, ikinci kez Şube Kaptanı olarak Fenerbahçe Kürek Şubesi’nde. Yaşanan değişimle birlikte Kürek Şubemizin sorumlusu olarak göreve getirilen Ozan Bayülken’e, hem yeni görevinde başarılar diledik hem de kendisiyle keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Röportajdan derlediğimiz dipnotlar ve spotlar şu şekilde:

01: “Çalışma programımız tamamen uluslar arası başarıya yönelik olacak. Ulusal başarıları kazanmak adına uluslar arası başarılardan fedakarlık yapmak görüşünde değiliz. İkisini beraber koordine etmek istiyoruz.”

02: “Önümüzdeki sezonun planlamasını bu dönemde yapacağız. Ağustos’un ilk haftası ile birlikte milli takım dışındaki sporcularla çalışmaya başlayacağız.”

Gürsel Özyurt: “Amacımız Türk sporunu bir adım daha ileriye taşımak”

Batuhan Çakır, Münevver Hancı, Ömer Amaçtan ve Özlem Becerek! Son dönemde ismini sıkça duyduğumuz atletlerimizden sadece birkaçı. Onlar, Avrupa ve Dünya şampiyonalarında, ülkemize çeşitli kategorilerde madalya sevinci yaşatmayı başarmış sporcuların başında geliyorlar. Atletlerimiz, milli forma altında kazandığı başarılarla göğsümüzü kabartmakla kalmayıp; Fenerbahçe’nin, Türk sporunu bir adım daha ileriye taşımak için verdiği mücadeleyi de gözler önüne sermiş oldu. Bu mücadelenin arkasındaki isimlerin başında ise aynı zamanda bu başarıların da mimarı, Fenerbahçe Atletizm Şubesi Sorumlusu Gürsel Özyurt geliyor. Fenerbahçe Dereağzı Lefter Küçükandonyadis Tesisleri’nde bulunan atletizm şubemizde bir araya geldiğimiz Gürsel Özyurt ile hem atletlerimizin elde ettiği başarıları hem de atletizm şubesinin hedeflerini konuştuk.

Gençlerin ve Geleceğin Sporu: Espor

Elektronik sporların özellikle de son dönemlerde büyük patlama yaptığını ya da elektronik spor kavramının çok geniş bir açıklamaya sahip olduğunu biliyor muydunuz? Öyle bir spor dalı düşünün ki; on binlerce kişinin takip ettiği profesyonel turnuvalarıyla, lisanslı oyuncularıyla, bütçesiyle,  profesyonel yöneticileri ve bitmek bilmeyen kariyer fırsatlarıyla birlikte özellikle de genç nüfus için vazgeçilmez olsun! Dünyanın her köşesinde milyonlarca insanı etkisi altına alan bu spor ile ilgili aklımıza takılanları 1907 Fenerbahçe Espor takımının başkanı Sina Afra’ya sorduk. Sayfalarımızda, 1907 Fenerbahçe Espor takımının kuruluş hikâyesine de yer verirken; küresel bir spor haline gelen Espor’un, Dünya’da ve Türkiye’de geldiği noktayı da sizler için derledik.

Röportajdan derlediğimiz dipnotlar ve spotlar şu şekilde:

01: 2000’li yıllara geldikçe artan turnuva sayıları Espor’un dünyadaki yerini sabitleştiriyordu. 2002 yılında başlayan Major League Gaming (MLG), FPS oyunlarından strateji oyunlarına kadar birçok oyun türünde turnuvalar düzenledi.

02: Türkiye’de ise Espor’un League of Legends başta olmak üzere; Counter Strike, Wolfteam, Fifa ve Dota 2 gibi birçok branşı vardır. Ligleri ve özel turnuvalarıyla özellikle genç kitlenin ilgisini çekmeyi başarmış olan Espor, henüz yeni sayılabilecek bir geçmişe sahip. Buna rağmen Espor, Türkiye’de futboldan sonra en fazla seyredilen spor dalı olma özelliğini taşımaktadır.

Selen Özbilen ve Aleyna Özkan: “Her başarı bizleri bir adım daha olimpiyatlara yaklaştırıyor”

Bir ilki başarmış olmanın haklı gururunu, mutluluğunu yaşıyor; Selen ve Aleyna. Onlar, Finlandiya’nın ev sahipliğinde 25 Haziran-8 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen Avrupa Gençler Yüzme Şampiyonası’nda kazandıkları madalyalarla, ülkemize Avrupa'da gençler kategorisinde bir ilki yaşattılar. Üstelik şimdiki hedefleri; Olimpiyatlar! Şimdiye kadar sayısız başarının ve rekorun altında imzaları olan Selen Özbilen ve Aleyna Özkan ile milli takım seçme yarışları için kamp yaptıkları otelde bir araya geldik. Milli yüzücülerimizle gönül verdikleri yüzmeye nasıl başladıklarından tutun da; başarılarına, hedeflerine varıncaya kadar her şeyi konuştuk...

Röportajdan derlediğimiz dipnotlar ve spotlar şu şekilde:

01: Selen Özbilen: “Hedeflerimi, uzun ve kısa vadeli olarak ikiye ayırabiliriz. Uzun vadede; 2020 Tokyo Olimpiyatları diyebilirim. Kısa vadedeyse, Avrupa Şampiyonası, Dünya Kısa Kulvar Şampiyonası gibi yarışlar var.

02: Aleyna Özkan: “Avrupa gençlerde bu sene 3.’lük aldım ama önümüzdeki sene daha iyi bir dereceyle basamağın en üst kısmında yer alabilirim diye düşünüyorum. Uzun vadedeyse hedefim, 2020 ve 2024 Olimpiyatları.

İpar Özay Kurt - Miray Gözübüyük: “Fenerbahçe’nin sporcusu olduğumuz için gururluyuz”

Dergimizin bu ayki Genç Yetenek köşesinde ülkemizin gelecek vadeden voleybolcularından Miray Gözübüyük ile İpar Özay Kurt’a yer verdik. Gencecik yaşlarına rağmen kocaman hayallerin peşinden koşan Miray ve İpar, Fenerbahçe’nin sporcusu olmaktan dolayı gurur duyduklarını söylüyorlar. Dereağzı Lefter Küçükandonyadis Tesislerimizde bir araya geldiğimiz genç yeteneklerimizle hedefleri ve hayallerine ilişkin sıcak ve samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.

Röportajdan derlediğimiz dipnotlar ve spotlar şu şekilde:

01: Miray Gözübüyük: “Kendimi bildim bileli Fenerbahçe taraftarıyım. Ailemdeki herkes Fenerbahçelidir. Başka bir takımı destekleme ihtimalim yoktu. Fenerbahçe camiasında tam bir aile sıcaklığı var. Bu yüzden burada olmaktan dolayı çok mutluyum.”

02: İpar Özay Kurt: “Takım olarak uyumumuzu başta Emre Nur hocamızın düzenli, disiplinli, hırslı ve altyapılardaki diğer hocalarımızla koordineli çalışmasına, ayrıca takım arkadaşlarımın da olağanüstü gayretine bağlıyorum.”

Fenerbahçe Spor Okulları, Fenerbahçe Koleji, Fenerium, Fenercell, FenerNET etkinlikleri ve tüm duyurular derginizde.

Özel içerikler için; instagram.com/fenerbahcedergisi’ni takip etmeyi unutmayın.
 

PAYLAŞ