Volkan Demirel Logo
31MAYIS 2011
100. Sayı Bayilerdeki Yerini Aldı

100. Sayı Bayilerdeki Yerini Aldı

Fenerbahçe Dergisi’nin 100 no’lu Haziran 2011 sayısı; profesyonel futbol takımımızın şampiyonluk sevinci görseli ve "Tek Gerçek Fenerbahçe" başlıklı kapağıyla bayilerdeki yerini aldı. Derginiz, bu sayısında da sizlere 50 x 70 cm. ebatlarında çift taraflı poster armağan ediyor. Bu ayki posterinizin bir yüzünde sezonu şampiyon olarak kapatan profesyonel futbol takımımızın fotoğrafı; bir diğer yüzünde ise üst üste birçok rekora imza atan ve bu sezonda da gol kralı olan takım kaptanımız Alex de Souza’nın kral tacı ve peleriniyle fotoğrafı yer alıyor.  Gururla asacaksınız. 
Fenerbahçe Dergisi’nin taklitlerinden sakının, derginizi ekleriyle birlikte tükenmeden alın.

Ayrıca Fenerbahçe Dergisi’ne abone olup, avantajlardan yararlanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için 444 19 75’i arayın.

Hepinizin müptelası olduğu Fenerbahçe Dergisi’nin son sayısından çarpıcı başlıklar:


• 2010-2011 Spor Toto Süper Ligi’nin şampiyon olarak tamamlayan Fenerbahçe profesyonel futbol takımımızın Sivas’taki maçın bitiş düdüğünden itibaren Kadıköy’deki kutlamalar dahil, an ve an şampiyonluk sevinci çok özel fotoğraflarla derginizde! Onları hiç böyle görmediniz…


• Aykut Kocaman: "Biz kazandık ama Trabzon kaybetmedi"

Hem futbolculuğunda hem de teknik adamlığında şövalye ruhlu bir insan olduğuna sayısız kez şahit olduğumuz Aykut Kocaman, Trabzonspor’la yarıştığımız ve yine şampiyon olduğumuz bir sezonun sonunda, 15 yıl önce futbolcuyken söylediğine benzer sözler sarf etti. Sporda bir kazananın olduğunu ama kaybedenin asla olmadığını söyleyen Aykut Kocaman, işte bunu kavrayabildiğimiz gün gerçek anlamda gelişmeye başlayacağımızın altını çizdi. Aykut Hoca ile Fenerbahçe’deki değişimden, Avrupa’daki hedeflere ve sezon içindeki dönüm noktalarına kadar birçok konuda sohbet ettik. Ayrıca Emre Belözoğlu ile bu şampiyonluğu yeni doğan oğluna ileride nasıl anlatacağını, şampiyonluğun sloganını bulan Volkan Demirel ile Kadıköy’de gol yememe orucunu,  Selçuk Şahin ile attığı ve kimsenin anlayamadığı kritik golleri, Diego Lugano’yla da attığı gol sayısını konuştuk. Joseph Yobo ile Uche Okechukwu’yu tanıştıracağımıza söz verip Caner Erkin’den kazanılan şampiyonluğun sırrını öğrendik.

Tarih 23 Mayıs 2011 Pazartesi, saat 03.30 suları. Yer Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri. Şampiyon takım biraz önce Sivas’tan dönmüş ve taraftarının yoğun sevgi gösterileri altında güçlükle tesislere girebilmiş. Tesislere girdikten sonra futbolcular tezahüratlarla, sakin bir şekilde odasına gitmekte olan Aykut Kocaman’ı yanlarına çağırıyor. Kameradan haberdar ama canlı yayından habersiz Aykut Hoca da "Buna daha fazla dayanamayacağım" diyerek öğrencilerinin yanına geliyor ve sevinç yumağı haline gelen takım hep birlikte Aykut Kocaman’ı omuzlara alıp havaya fırlatıyor. Bizi duygulandıran bu görüntüleri FB TV ekranlarında izledikten 9 saat sonra Can Bartu Tesisleri’ndeki ’Şampiyonluk Posteri’ çekiminde Aykut Kocaman ve futbolcularla, sıcağı sıcağına sohbet imkanı buluyoruz. İşte o anlardaki duygu ve düşünceler.

Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle: 

Aykut Kocaman: 
01: Bundan önceki yıllarda da Fenerbahçe, hemen hemen her sezonda, ligin istatistiklerinde hep en önde gelen takım olmuştur. Ama futbol sadece bu değildi, bunu sonuca da götürmek gerekiyordu. Bu sene en önemli şey, başta Kaptan olmak üzere bütün oyuncular, bu istatistikleri sonuca götürmek konusunda büyük bir irade gösterdiler.

02: 1996 yılında, benim futbol oynarken ayrıldığım takım ve kulüp ile şu andaki takım ve kulüp arasında çok büyük fark var. Fenerbahçe büyük ve inanılmaz ölçüde değişti ve gelişti. Aslında bu da doğal bir yerde. Türkiye, ekonomisi, insan yapısı da değişti. Hepsini yan yana getirdiğinizde o 1996 yılının büyüklüğüydü, bu ise bugünün, 2011 yılının büyüklüğü. Ama 2011 yılına gelene kadar süreçte Fenerbahçe, Türkiye’deki insanların değişiminden, Türkiye’nin gelişiminden, ekonominin büyümesinden daha farklı bir şekilde daha büyük bir ivmeyle büyüdü. Şu andaki takım ve kulübe baktığımızda; bunu çok açıkça ve net olarak söylüyorum ve herhangi bir şekilde abartı olduğunu düşünmüyorum, Fenerbahçe bence şu anda Dünyanın 1 numaralı kulübü. Bünyesinde bulundurduğu sporcular ve bu sporcuların Dünya ve Avrupa çapında hem bireysel hem de kulüpler bazındaki yarıştığı organizasyonlar ve aldığı derecelerle Dünyanın 1 numaralı kulübü Fenerbahçe. Bence futbol takımı da dünyanın sayılı takımlardan biri olacak. Öyle gözüküyor. Çünkü o enerji var Fenerbahçe’de. Umarım bu uzun sürmez daha kısa sürede buraya doğru yol alır.

03: Kadere inanırım. Ama benim içinde olduğum Fenerbahçe’nin yollarının hep Trabzon ile kesişmesini, dönemsel bir tesadüf diye düşünüyorum. Ama gerçekten de doğrusunu söylemek gerekirse, futbolculuk oynadığım dönemden başlayan ve bugüne kadar geçen serüvenimde Trabzonspor’un hep önemli bir rolü oldu. Top oynadığım dönemlerde de çok kritik maçlarda, çok kritik goller attım Trabzonspor’a, başarılı oyunlar oynadım. Bazen onların ellerinden çok önemli şeyleri alma durumunda oldum. İşin gerçeği bu. Ama ben bunu yine de dönemsel bir tesadüf diye görüyorum. Trabzonspor ile bu şekilde ilişkilendirilmenin mantıklı olmadığını düşünüyorum.

04: Geçenlerde bir spor adamına ait çok önemli ve güzel bir söz duydum televizyonda. Rahmetli Cüneyt Koryürek’in bir sözüymüş.  ’Sporda kaybeden yoktur, kazanamayan vardır’ demiş. Bence çok anlamlı bir söz.Sportif yarışmalara da bu gözle bakmalısınız. Eğer biz ikinci olsaydık, anormal bir acı hissedecektik. Düşüklük ve beceriksizlik algısıyla yüklenmiş büyük bir acı hissedecektik. Şimdi biz şampiyon olduğumuz için rakiplerimiz bu acıyı hissediyor.Ama aslında böyle olmadığını, sporda kaybedenin olmadığımızı anladığımız gün gelişmeye başlayacağız. Bu söylediklerim sadece Trabzonspor için değil herkes için, bizim için de geçerli. Sporda verilen emeğin, akıtılan, dökülen terin karşılığı sadece 1.’lik, 2.’lik, 3.’lük olarak addedilmemeli. Her zaman bunu söylemeye çalışıyorum. Buna uygun da yaşamaya çalışıyorum.

Emre Belözoğlu: Lige kötü başlamamız, akabinde Avrupa Kupalarından ve Türkiye Kupası’ndan elenmemiz, bizi çok ciddi anlamda lige konsantre etti. İkinci yarıda gösterdiğimiz performansla, Türk Futbol Tarihinde olmayan bir şeyi başardık. İlklerin takımı Fenerbahçe’de yine bir ilki başardık. Tüm takım arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Bu takım içinde olmaktan gurur, mutluluk duyuyorum.

Selçuk Şahin: Biraz şansımızın yardımı biraz da topun kaleciler için kötü bir yerde sekmesinden olabilir. İki maçtaki iki gol de çok kritikti. (Geçen sene Galatasaray ve bu sene Sivasspor’a attığı goller) Özellikle Sivas maçında şampiyonluğu getiren gollerden bir tanesi oldu. Biraz da takımı rahatlattı. Çünkü 1-1 çok kritik bir skordu ve kaçırdığımız goller oluyordu. Bir iki tane çok net gol kaçırdık.Herkes bir anda geçen sene şampiyonluğu kaybettiğimiz Trabzonspor maçını düşünmeye ve ’Acaba aynısı mı olacak?’ diye sormaya başlamıştı. Çünkü orada da çok pozisyon yakalamış ve kaçırmıştık. Dedik ki ’Yahu gene aynı şey mi olacak?’ Tam o arada golün gelmesi hepimizi rahatlattı. O pozisyonlarda topa vurmayı deneyen, seven bir oyuncuyum. Top önüme geldi, iyi de pozisyon aldım, kaleye vurmak istedim, vurdum ve gol oldu.

Volkan Demirel: O, slogan olsun diye söylenmiş bir söz değildi. Sadece o günkü şartlar altında sorulan soruya verilmiş bir cevaptı. Sonradan slogan oldu. Ben kalbimdeki, düşüncemdekini ağzımda hemen söyleyen, taşıyan bir insanım. O gün de öyle bir söz veya cümle çıktı. O cümlenin de böyle bir tişörte yansıması, bu şampiyonluğun anlamının o cümleyle anlatılması da bana son derece büyük bir gurur verdi. Onun için teşekkür ederim

Diego Lugano: Aslında 8 tane gol attım, bir tanesini saymadılar. Deplasmanda Konya’yı 4-1 yendiğimiz maçta Emre’ye yazılan ve TFF kayıtlarına da böyle geçen son gol aslında benim. Emre ortayı yaptı, ben kafayla hafifçe dokundum ve gol oldu. O gol bana yazılmalı. Kupa da 2 golüm var. Yani sezonu 10 golle kapattım. Daum’la 6 gol, Aragones ile de 8 gol atmıştım. Unutmayın ligde 8 golüm var. Konya’ya atılan 4. gol benim. Televizyondan izleyin ve lütfen iyi bakın..

Joseph Yobo: Türkiye’deki futbol coşku ve tutkusu, gerçekten de benim için çok etkileyiciydi. Fenerbahçe taraftarının M. United ve Chelsea taraftarıyla aynı seviyede olduğunu; hatta ve hatta Fenerbahçe taraftarının Dünyadaki en iyi taraftar olduğunu düşünüyorum. İngiltere’den daha etkili bir kutlama oluyor burada. Benzer özellikler taşıyoruz. İnsanlarla ilişkilerimiz Avrupa insanına göre daha sıcak.Afrika insanı da Türk insanı da daha sıcakkanlı. Yaşam tarzları da cana yakınlıkları da benziyor.

Caner Erkin: İkinci devre gerçekten de tüm takım olarak; oynayan, oynamayan müthiş inanılmaz bir mücadele örneği verdik. İşte kulübün verdiği yemeklerde, doğum günü partilerinde, içeride ve dışarıda bu birlikteliğimizi gösterdik. Bence en önemlisi birbirimizi sevdik. Zaten birbirimizi sevmeseydik kimse bu başarıyı gösteremezdi, bu bir gerçek. Birbirimize sevmeyeydik, kimse kimseye yardım etmezdi; bu da bir gerçek. Şimdi hiç kimse çıkıp da bana ’Futbol profesyoneldir, profesyonellikte bunlar önemli değildir’ demesin. Tamam futbol profesyonel bir oyundur ama sonuçta insanlarla yapılıyor. Eğer biz burada birbirimizi sevmeseydik, hiç kimse bir diğerine yardım etmezdi ve başarılı olamazdık. Bu kadar büyük mücadele örneği sergilememizin altında birbirimize sevmemiz yatıyor. 

BASIN FOTOĞRAFI

BASIN FOTOĞRAFI

• Şampiyonlara Boğaz havası yaradı

Profesyonel futbol takımımızın ikinci yarıdaki muazzam toparlanışın ardında yatan etkenleri bir bir sıraladığımızda; Antalya kampında oluşan birlik - beraberlik ortamının devamlılığının sağlanması da büyük önem taşıyor. Bu fotoğraflar, herkesin birbirine duyduğu saygı ve sevgiyi yine gözler önüne seriyor. Henüz ligin bitimine birkaç hafta kala, zor bir zirve savaşı içinde olan takımımız stres atmak için kalecimiz Volkan Demirel’in davetlisi olarak Demirel’in teknesinde ağırlandılar. Bazı oyuncularımızın mazeretleri nedeniyle katılamadığı etkinlikte; hep birlikte şarkılar söylendi; mini mangalda ekmek arası sucuk - köfte yapıldı. Detaylar ve çok özel fotoğraflar derginizde…


• Huzurlarınızda kral Alex

Fenerbahçemizin şampiyonluğa ulaşmasında önemli rol oynayan Kaptanımız Alex de Souza rekorlarına bir yenisini daha ekledi. Bu sezonu da, rakip filelere 28 gol atarak "Gol Kralı" olarak tamamlayan Kaptanımıza, kral tacını ve pelerinini vermek üzere evine konuk olduk. Babalarını kral kostümü içinde gören çocuklar için eğlencenin dozu artarken, minik Felipe daha şimdiden kral tacına göz koydu.


• 100. sayı özel!
100 ay önce 100 ay sonra

Elinizde tuttuğunuz Fenerbahçe Dergisi’nin 100. sayısında sizleri geçmişe götürmek istedik; 100 ay önceye. Evet, Fenerbahçe Dergisi’nin bundan 100 ay önce (8 yıldan biraz fazla ediyor) yayınlanan ilk sayısını incelediğimizde birkaç fotoğraf ilgimizi çekti. Bu fotoğraflar, o zamanlar Fenerbahçe’nin genç yıldızları olarak adlandırılan ve kendilerinden çok şey beklenen Volkan Demirel ve Semih Şentürk’e aitti. (Gerçi Semih’e hala ’Genç Yıldız’ diyenler var ve çok şükür ki iki oyuncu da beklentilere cevap verdi.) Bu fotoğrafların aynısını bir de bugün çekelim ve değişime hep beraber tanık olalım istedik.



• Sarı meleklerimizin şampiyonluk sevinci her detayıyla derginizde… Genç ve küçük bayan basketbol takımımız, masa tenisi takımımız, yüzme senkronize takımımız, birçok kupa kazanan kürekçilerimiz, boksörlerimiz ve Avrupa şampiyonu olan U15 takımımızla ilgili çok özel haberler derginizde…

• Elif Kayan: "Her zaman her yerde en iyi Fenerbahçe"

Dünya Şampiyonu teyzesi Gülsüm Tatar’ın tavsiyesi üzerine boksa başlayan ve 2 Türkiye Şampiyonluğu, bir Dünya ikinciliği bulunan genç ve güler yüzlü boksörümüz Elif Kayan’ın hedefleri arasında Olimpiyatlarda altın madalya kazanmak var. Kendisini boks ile özleştiren ve bu yolda durmaksızın çalışan Elif, daha iyi olacağına inanıyor ve bizleri de inandırıyor.  
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle:

01: Aile sporu olarak gördüğüm boks hayatım, Fenerbahçe Spor Kulübü Boks Şubesi’nde bulunan deneyimli ve başarılı hocaların da katkısıyla bugünlere geldi.  İlk zamanlar annem, babam "ağzım burnum kırılır" diye boks yapmamı istemiyordu ama daha sonra elde ettiğim başarIlar, tercihimin doğru olduğunu gösterdi ve ailemde bunun sonucunda beni daha da fazla desteklemeye başladı.
02: 2,5 yılda aldığım başarılar benim için bir ölçüt değil, kendime güveniyorum ve daha iyisine yapabileceğime inanıyor ve bu doğrultuda çalışıyorum. Burada olduğum sürece şunu da gördüm; ’Her zaman her yerde en iyi Fenerbahçe’
03: Çevremdeki insanlar bana "Güzel ve kibar birisin, neden başka sporlara yönelmiyorsun" diyorlar. Boksun güzellik ve incelikten ziyade, tutku gerektiren bir spor olduğunu düşünüyorum. Kısacası boksa şiddet olarak bakmıyorum. Boks bir şiddet sporundan ziyade savunma sporu olarak algılanıyor artık.
04: Bayanların boksa erkeklerden daha fazla ilgisi var. Ve bu ilgi her geçen gün katlanarak artıyor. Açıkçası şunu söyleyeyim: Bunda teyzemin etkisi olduğunu da düşünüyorum. profesyonel olarak olmasa bile mutlaka hobi olarak yapılmalı. 
05: Boksör olmasaydım oyuncu olmak istedim. Bir süre tiyatro eğitimi aldım. Bu konuda da yeteneğimin olduğuna inanıyorum. Rap dinlemeyi çok seviyorum ve maçlara rap dinleyerek motive oluyorum.


•Leonel Marshal: "Şampiyonlar Ligi’nde Final – Four’a kalmak istiyoruz"

Onunki baba mesleği; ama babasının herhangi bir zorlaması olmamış hatta kökeni beysbol. Kübalı oyuncumuz Leonel Marshal Burges Jr, Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımımızın bu yıl kazandığı başarılarda en ön saflarda yer aldı. Gelecek yıl da Fenerbahçe forması giyecek olan smaçörümüz, kazandığımız şampiyonluğun hikayesini ve voleybolun kendisi için önemini bizlere anlattı. 
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle:

01:  Küba’da spor okulunda ilk zamanlar beysbol oynuyordum. Beysbol oynadığımız salon ile voleybol salonu birbirlerine yakındı. Bir gün voleybol salonuna giderek, voleybol oynayan sporcuları izledim. Ve voleybol ilgimi çekti. Sonra voleybola ilgim günden güne artınca antrenörüm ile konuşarak, branşımı değiştirmek istediğimi söyledim ve bu şekilde voleybola başladım. 
02: Şampiyonlar Ligi’nde oynamak için her zamankinden daha fazla sorumluluğumuz var. Önümüzdeki sene bu yıl yaptığımız hataları yapmayacağız. Bu sene bizim için tecrübe oldu. İlk etapta Final Four’a kalmak için tüm gücümüzle savaşacağız. Ardından da Final Four’u İstanbul’a getirmek istiyoruz. Başkanımız da bizi bu yönde motive etti. 
03: Bütün oyuncuların hayatta bir defa da olsa bu formayla oynamalarını, bu camianın içerisinde olmalarını isterim. Türkiye’nin neresine gidersek gidelim, bizi karşılayan ve destekleyen taraftarlar var.


•  Lioubov Sokolova: "Avrupa’daki en iyi lig Türkiye’de"

Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol Takımımız üst üste 3. şampiyonluğunu geçtiğimiz ay kazanırken, bu başarıda en büyük pay sahiplerinden biri  Lioubov Sokolova’ydı . Başarılı smaçörümüz, Türkiye ve Türk voleybolunu tanımasının verdiği özgüven ve yılların tecrübesiyle takıma büyük katkıda bulundu. Fenerbahçe Lefter Küçükandonyadis Tesisleri’nde yaptığımız söyleşi, Sunay Akın’ın sahibi olduğu Oyuncak Müzesi’nde Liuba’nın oğlu Daniel ile yaptıkları gezintinin fotoğraflarıyla renklendi. 
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle:

01: Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom ile bu sezon gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de karşı karşıya geldik. Sezon boyunca en büyük rakibimizdi. Biz Katar’da Dünya Şampiyonluğu kazandık, onlar İstanbul’da Avrupa Şampiyonluğu’nu sonunda yine ligde karşı karşıya geldik ve zorlu maçlar sonrasında ise gülen taraf biz olduk. Bu yıl Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu kaçırdık ama gelecek yıl, iki yıldır bu kadar yaklaştığımız kupayı alacağımızı düşünüyorum
02: Oyuncak Müzesi’ni çok sevdik. İkimiz de fark ettik ki; Rus oyuncakları müzede az sayıda yer alıyor. Bu yüzden karar verdik; Rusya’ya gittiğimizde Türkiye’ye Rus oyuncak kültürünü yansıtan oyuncaklarla geleceğiz ve onları müzeye vereceğiz."

• Aziz Ceylan: "Hedefimiz yine kupayı kaldırmak"

Türkiye zaferinin ardından Avrupa Şampiyonası’ndan da Şampiyonluk Kupası, üstüne üstlük bir de çok istediği "Gol Kralı" unvanıyla dönen U 15 futbol takımımızdan Aziz Ceylan’ı mercek altına aldık. 3 yıldır Fenerbahçemiz için ter döken genç futbolcu, gelecekte efsane olarak anılmak istiyor ve çok çalışmanın yanı sıra dünya futboluna adını yazdırmış önemli futbolcuların nasıl yükselişe geçtiklerini anlatan kitapları da dikkatle okuyor. Aziz, Ağustos başındaki Dünya Şampiyonası öncesinde takımına çok güvendiğini dile getirdi. Hedef yine Kupa!
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle:

01: Ben en başından beri, gol kralı olmak istiyordum. Takım arkadaşlarım, benim o unvan için ne kadar çalıştığımı biliyor. Allah’ın yardımıyla da o istediğim unvanı aldım. Kariyerimde de en iyi futbolculardan biri olmak, hatta  "unutulmaz -  efsane" olarak anılmak istiyorum. İnşallah bu da gerçekleşir.
02: Dünyada en beğendim santrafor Fernando Torres. Çok rahat ve soğuk kanlı bir futbolcu. 
03: Boş zamanlarını internette dünyanın en iyi futbolcularının hayatlarını okuyorum. Onların nasıl yükseldiklerini öğreniyorum. 
BASIN FOTOĞRAFI

• Kombine Kart satışları başladı. Fiyat listesi ile tüm ayrıntılar derginizde…

• "Vali Mutlu’dan Başkanımız Aziz Yıldırım’a ziyaret", "Emenike Fenerbahçemizde", "19 Mayıs’ı coşkuya kutladık", "Formula pilotlarına Kadıköy dar geldi", "Bayrağımız Her Yerde Taraftarlarımıza Kombine Hediye", "Samandıra’da artık her şey daha aydınlık",  "İmza dağıttılar", "Avrupa Ligi Dörtlü Finali ülkemizde yapılıyor", "MBA öğrencileri Kulübümüzü inceledi", "Locaların gözünden hiçbir şey kaçmayacak", "Yeni reklam alanlarımız", "Lefter Büyükada’da ziyaret edildi", "Saracoğlu’nun koltukları değişiyor", "Süper Lig 7 Ağustos’ta başlıyor", "Kampala nire, Kadıköy nire"; "TSYD’den özel ödül", "Stoch’a sponsorlu motivasyon" ve daha birçok haber "Haber Turu" sayfalarımızla Fenerbahçe gündeminden kopamayacaksınız.

• Nurettin Kocaman "Oğlumun başarısındaki sır disiplindir"

Fenerbahçemizin 2010 - 2011 sezonu Süper Lig şampiyonu olmasının ardından tüm camia sevince boğulurken Sportif Direktörümüz ve Teknik Sorumlumuz Aykut Kocaman’ın ailesi de büyük coşku içindeydi. Kocaman Ailesi ve diğer akrabalar, şampiyonluğu tatil için gittikleri İnebolu’da kutladılar. Aykut Kocaman’ın babası ve annesi Sabiha Kocaman, Fenerbahçemizi şampiyonu yapan ikinci Türk teknik direktör olarak adını tarihe yazdıran oğullarıyla gurur duyuyorlardı. Kocaman Ailesi’nin şampiyonluk duyguları derginizde…

• Sibel Kurt - Sibel’in Sahasında konuk: Haldun Dormen
Haldun Dormen: "Fenerbahçe yıllardır ışık saçıyor"

Bugün hayranlıkla seyrettiğiniz oyuncuların pek çoğu Sayın Haldun Dormen’in öğrencileridir. Sanat dünyasındaki başarılarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Peki ya Fenerbahçeliliğini? Babadan oğla geçen bir yaşam tarzı Fenerbahçe, Dormen Ailesi için…  Oğlu da, torunu da şimdi ondan daha fazla Fenerbahçeli. Bu Fenerbahçelilik nerdeyse 100 yıla dayanıyor. Bize de dergimizin 100. sayısında Sayın Haldun Dormen’i ağırlamak düşüyor.
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle:

01: Fenerbahçe yıllardır ışık saçıyor. Bu sezon saçtığı ışıkla Türkiye’nin dört bir yanını aydınlattı. Şimdiki hedefimiz önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi’nde bir başarı sağlayarak aynı ışığı Avrupa’ya da yaymak olacak…
02: Robert Koleji’ne gitmeden ortaokulu Galatasaray Lisesi’nde okumuştum ve sınıftaki ender Fenerbahçelilerden biriydim. Okulda sadece 5-6 Fenerbahçeliydik. Geri kalan Galatasaraylıydı. 
03: Bir sürü ödülüm var ancak en büyük ödül halkın sevgisi, halkın saygısı. Bir sürü şey kaybettim tiyatro için ama bunu hep söylüyorum bu ilgiyi ve bu sevgiyi hiçbir parayla satın alamazdım. Sinema ve tiyatroyu da sevdim ama daha fazlası halkımı çok sevdim.


• Yazarımız Ersin Demirel, bu ay "Hayatın İçinden Fenerbahçe"de Pınar Aylin’i konuk etti.
Pınar Aylin: "Fenerbahçemiz sezona damga vurdu, ben de bu yaza damga vuracağım!"

Türk pop müziğinin kendine özgü yorumu, güzelliği ve sempatisiyle özel isimlerinden biri olan sevgili Pınar Aylin ile birlikteyiz bu sayımızda. Güzellik ve sempatisini Fenerbahçelilik ile bütünleştiren sanatçımızla keyifli bir söyleşi yaptık. Şampiyonluk kutlamaları gününde yaptığımız keyifli sohbetimizde; günümüz müzik piyasasını, yeni albümünü ve tabii ki Fenerbahçemizi konuştuk. 
Röportajdan derlediğimiz spotlar aşağıdaki gibidir:

01: Yeni albüm çıkıyor. Aşık olduğum şarkıları söyleyeceğim. 70’li yıllara damgasını vuran şarkılar bunlar. On üç şarkı olacak. Bizim çocukluğumuzun şarkılarını, günümüzün çocuklarına ve gençlerine sevdirebilmeyi amaçlıyorum. Çalışmalarımızı Berlin’de yapıyoruz. Alt yapı ve aranjelerde bilgisayar desteğinden çok canlı enstrümanlar kullandık. Berlin Flarmoni Orkestrası’nın da büyük katkısı var albüme.
02: 1997 -1998 sezonunda stadımızda İstiklal Marşımızı taraftarlarımıza söyletme şansına da eriştim. Benim için güzel bir hatıra oldu. Yeni sezon itibariyle taraftarlarımızla omuz omuza olmaya gayret edeceğim. Futbolu ve şampiyonluğuyla sezona damgasına vuran Fenerbahçemiz gibi ben de şarkılarımla tüm Fenerbahçe taraftarını coşturmak istiyorum. Birkaç şarkımın da tezahürat olarak uyarlanabileceğini düşünüyorum. Bu arada kızım Maya, bu seneki performansın ve şampiyonluğun ardından Fenerbahçeli olmaya karar verdi. 


• Yazarımız Alp Bacıoğlu, bu ayki Zaman Tüneli adlı köşesinde; 1 Mayıs tarihinde Avni Aker Stadyumu’nda oynanan ve Trabzonspor’un 3 – 0 galibiyeti ile biten Gaziantepspor maçında Trabzonsporlu taraftarların "Günahların Takımı Fenerbahçe" yazısıyla astıkları pankarta atfen, 18. kez şampiyon olan "Günahların Takımı Fenerbahçe"nin günahlarını irdeliyor.

• Yazarımız Hakan Cerrahoğlu bu ay 1907 Fenerbahçe Derneği’nde Simla Türker Bayazıt ve Burhan Karaçam ile Fenerbahçe’yi konuştu. Söyleşiden derlediğimiz spotlar şöyle:

Simla Türker Bayazıt: Türk futbolunda en büyük güç olmak, alıştığımız ama asla yetinemeyeceğimiz bir şey. Rekabetin olduğu yerde eksiklerini görme ve yenilenme ihtiyacı vardır. Gücünü, sahip olduğu tarifsiz değerlerle Avrupa arenasında da sürdürebilen bir Fenerbahçe’nin adımlarını çok yakın bir zamanda göreceğimize yürekten inanıyorum.

Burhan Karaçam: Fenerbahçe ruhunun kültürel kaynağı için Fenerbahçe’nin kurulduğu dönemin koşullarına bir bakmak lazım. O dönemde, çağdışı kalmış, köhnemiş bir yapının, kendisini yenileme heyecanı içinde mücadeleye başladığı süreçte oluşan bir anlayışın yarattığı kültürdür. Fenerbahçe ruhu, özellikle Atatürk’ün genç Türkiye Cumhuriyeti’nde kendi çağdaş benliğini bulan ve zamanın akışı içinde gücünü camiasından alarak yenileyen, yeniledikçe daha fazla kök salan ve güçlenen bir duygu ve zihniyettir.
BASIN FOTOĞRAFI

• Köşe yazarlarımız Faruk Ilgaz, Sedat Hayran, Hakan Cerrahoğlu, Ayşesu Zorlutuna, Gözde Ergunal, Jak Benzonana, İskender Songur ve Oktay Ünsal gözden kaçmaması gereken konuları, yazılarına taşıyarak gündemi oluşturmaya devam ediyorlar.

• Spor Toto Süper Lig’i zirvede tamamlayarak şampiyon olan profesyonel futbol takımımızın geçtiğimiz ay yaptığı tüm resmi karşılaşmaların maç özetleri çok özel istatistiki bilgilerle derginizde…
•Futbol Altyapı ile basketbol, voleybol, yüzme, boks, masa tenisi, atletizm, kürek ve yelken şubelerimizden çok özel haberler, fikstürler, transferler, müsabaka ve şampiyona sonuçları Fenerbahçe Dergisi’nde.
• Fenerbahçe Spor Kulübü Spor Okulları Merkezi’nden haberler, kayıt bilgileri derginizde…
• Yurt içi ve yurt dışındaki tüm derneklerimizden son haberler, Fenerium, Fenercell, Fenernet, Premium Kart ve Fenerbahçe Kart etkinlikleri derginizde.
• Fenerbahçe Spor Kulübü Eğitim Kurumları’na dair tüm haber ve etkinlikler derginizde.
• Kanarya Dergisi
"Minik Kanaryalar" artık derginizde size özel bir köşe var. "Kanarya" adlı yeni köşede, şimdiden sizin sarı lacivert dünyanızı keşfetmek ve size rehberlik etmek için sabırsızlanıyoruz. Küçük muhabirimiz olup bize etrafınızda olup bitenleri anlatabilir veya kafanıza takılan soruları sorabilirsiniz. Tek yapmanız gereken bunları elena@fenerbahce.org e-posta adresine yollamak. "Minik Kanaryalar" resimli köşemiz de devam ediyor. Oradan da kendinizi tanıtabilirsiniz…
• Fenerbahçe Dergisi, oyun ve bulmaca köşeleriyle de, taraftarın hayatına renk katmaya devam ediyor.
• Fenerbahçe Dergisi’nin 100. Sayısı, gündemi oluşturan gerçek haberler ve hiçbir yerde görmediğiniz fotoğraflarla yine dopdolu. Bayiinizden poster ekiyle birlikte istemeyi unutmayın. 
Keyifli okumalar…





PAYLAŞ